Arama
KATEGORİLER

You are currently browsing the archives for the Şifalı Bitkiler category.

Bronşit İçin Pratik Bitkisel Formüller

Bronşit Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucunda oluşur. Akut bronşit ve kronik bronşit olarak iki türü vardır. Akutbronşit grip gibi hastalıklar ile birlikte görülebilirken, kronik bronşit daha ciddi bir iltihaplanmadır ve mutlaka tedavi olmayı gerektirir.

Akut bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca ya da tifo gibi hastalıklar esnasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıç safhasında kuru ve ağrılıöksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Kronik bronşit: Bu tür bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyür, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz hale gelir. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş eğer sigara içiliyorsasigarayı bırakmak ve istirahat etmektir.

Bronşit için pratik bitkisel formüller

  • 1 bardak kaynar suyun içine, 3 gram kekik konularak, 10 dakika demlendirdikten sonra içilir.. Bu uygulama hastalık geçene kadar günde 3 kez (sabah,öğle,akşam) tekrar edilir.
  • Öksürük otu kronik ve akut bronşite, nezle ve gribe karşı etkilidir.
  • 1 bardak kaynar suyun içine 5-6 gram ufalanmış ebegümeci konduktan sonra 10 dakika demlendirilir. Bu karışımdan günde 2-3 bardak içilir.
  • 1 bardak kaynar suyun içine 5 gram ufalanmış defneyaprağı, 10 gram kurutulmuş ve ince ince doğranmış portakal kabuğu konduktan sonra 10-15 dakika demlendirilir. Bu karışımdan günde 2-3 bardak bal ile tatlandırılarak içilir.
  • Çörek otu biraz kavrularak toz haline getirilir. Günde 3 kez 1 çay kaşığı toz çörekotu, yarım çay kaşığı balla karıştırılarak ağızda emilmek suretiyle yutulur.
  • Kazayağı bitkisinin çiçekleri ve yaprakları, taze çam sürgünü, yer sarmaşığı, ebegümeci, okaliptüs yaprağı, andız otu, kekik, gülhatmi çiçeği ve yaprakları 1 litre kaynar suya birer tutam konduktan sonra 10 dakika demlendirilerek süzülür ve biraz bal katılarak günde 4-5 bardak içilir.

Kaynak: saglıkgündemi

Suna Dumankaya Gözaltı Torbaları İçin

Göz altı torbalarınızdan şikâyetçiyseniz, bir demet maydanozu öğüttükten sonra 300 gram sütün içine koyarak pişirin. Süt yarıya geldiğinde süzün ve balla tatlandırın. Bu karışımdan günde beş kere, bir çorba kaşığı için. Ayrıca, bir patatesi rendeleyerek suyunu çıkarın. İçine badem yağı ve bir tatlı kaşığı kahve koyarak tülbente sarıp bekletin. Bu tülbenti kullanarak, göz altlarınıza masaj yapın.

Meyve Kabuklarının Faydaları

Meyveler söz konusu olduğunda ilk akla gelen sulu ve yumuşak kısmıdır. Oysa ki, insan vücudu için çok önemli antioksidanları barındıran kısmı ise meyvelerin kabuklarıdır. En bilinen meyve ve sebzelerin kabukları ve içerdiği yararlı kimyasallar şöyledir:

ELMA
Araştırmacılar elma kabuğunun, içindeki tatlı beyaz kısmına göre yüzde 87 oranda daha fazla kanser karşıtı fotokimyasal içerdiği tespit edildiğini belirtiyorlar. Elmayı kabuğu ile yemekte ve çiğnemek zorlanıyorsanız, dış yüzeyini kaplamak için kabuklarını yer fıstığı ezmesine batırarak yemeyi deneyebilirsiniz. Böylece güçlü bir protein karbonhidrat bileşimi elde etmiş olursunuz.

SALATALIK
Hiç kalori değeri olmayan bu yiyeceğin kabuğu, deriyi dolgunlaştıran, kırışıklığı önleyen kolajen olan silisten meydana geliyor. Silis için uzmanların tavsiye ettiği minimum bir doz yok, yalnız uzmanlar günde en az 5 mg’ın uygun olduğu açıklamasında bulunuyor. Bu da tek bir salatalığın kabuğundan alınabilecek miktara denk geliyor.
Ayrıca salatalığın organik olmasına dikkat etmek gerekiyor. Normal salatalıkların dış yüzeyi raf ömrünü uzatmak için koruyucu maddelerle kaplanır, ancak organik meyve ve sebzeler orijinaldir.

PATLICAN
Mor renkli sebzenin kabuk kısmından bir şerit kesildiğinde üçyüz mg nasunin (beyin hücrelerinin hasar görmesini engelleyen bir antioksidan) elde edilir. Ayrıca ikiyüz mg. kas kramplarını engelleyen potasyum, onüç mg. bağışıklığı güçlendiren magnezyum ve üç gram lif ne yazıkki kaybediliyor. Marketten alındığı anda az yağlı peynir ve sosa yatırılırsa pişirildiğinde kaabuk rahatsızlık vermeyecek ve kabuklu olup olmadığı anlaşılmayacaktır.

KİVİ
Bu meyvenin ince, tüylü kabuğunda bulunan kimyasal bileşenler bakteri ve kolibakteri ile savaşma özelliğine sahiptir. Tırtıl yiyormuş hissi verebilir, bu yüzden içeceğinizin içine toz haline getirip karıştırılabilir veya kağıt kadar ince dilimleyip salatana katılabilir.

PORTAKAL
Kabuğun üst tabakasında bulunan limonene UV ısınlarının ölümcül düşmanıdır. Yapılan bir çalışmada haftada bir çay kasığı kadar portakal kabuğu yemenin deri kanseri riskini yüzde 30 azalttığının görüldüğü ifade ediliyor. Dış kabuğu ısırarak yemek yerine, somonun üzerine çeşni olarak serpilebilir ya da salataya sos ile birlikte karıştırılabilir.

Papatya Sanıldığı Kadar Masum Değil

Bu türden hapların içersinde ‘sibutramin’ adlı iştah azaltıcı bir madde vardır.

Açıkçası insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne sebep olabiliyor.

Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlarla ilgili zaman zaman haberler duyulur.

Aynı şekilde doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da zaman zaman ciddi boyutlarda zehirlenmelere sebep olabiliyor.

Pek çok çeşidi olan papatyaların bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisinde kullanılıyor.

Antioksidan arıyorsanız kahve için!

Amerikan Kimya Birliği’nin araştırmasına göre, “polifenol” içeceklerde bolca mevcut. En çok ise kahvede var!

Amerikan Kimya Birliği’nin araştırmasına göre, “polifenol” içeceklerde bolca mevcut. En çok ise kahvede var!

Son yıllarda beslenmeyle ilgili gündemdeki önemli konulardan biri de antioksidan kullanımıdır

Basitçe anlatırsak; oksidasyon, paslanma olarak izlediğimiz bir olay ve antioksidanlar da bunu önlüyor. Şüphesiz ki, hücrelerimiz paslanmıyor ama metaller gibi bozuluyorlar.

Hücre içinde oluşan oksidan maddeler (serbest radikaller) hücreye zarar veriyor ve hücrenin temel taşı olan DNA’yı olumsuz etkileyerek kansere kadar giden değişmelere yol açabiliyor. Neyse ki, hücre içinde bu zararı önleyen çeşitli moleküller var ve bunlara antioksidan deniyor. Ancak yaşlılık başta olmak üzere pek çok süreç oksidan-antioksidan dengesini bozarak hücreye zarar verebiliyor ve karşımıza kanser, kalp, felç ve şeker gibi hastalıklar çıkıyor.

Kahve antioksidan özelliği en fazla olan gıda

Bu bilgilerden hareket edilerek son yıllarda antioksidan özelliğine sahip bazı maddelerin dışarıdan alınmasının yararlı olacağı öne sürülmüştü. Bu arada antioksidan özelliği olan çok sayıda madde gösterildi. Bunlar arasında; havuç, üzüm çekirdeği, yeşil çay, selenyum, B6 ve B12 vitaminleri, C vitamini, folik asit, E vitamini ve çinko gibi maddeler vardı. Dikkatli okurlarımız hatırlayacaktır; E vitamini üzerinde gazetelerde çok sayıda yazı çıkmıştı.

Ancak daha sonra insanlar üzerinde yapılan araştırmalar dışarıdan E vitamini yüklemenin yararı olmadığını gösterdi. Aslında antioksidan özelliği önemli olan E vitamini, A vitamini değil; gıdayla alınan polifenoller. Amerikan Kimya Birliği tarafından yapılan bir araştırmada gıdaların polifenol içerikleri araştırıldı. Buna göre içecekler bol miktarda polifenol içeriyor ve bunlar içinde en çok polifenol içeren içecek kahve.

ABD’de gıda maddeleri içinde antioksidan özelliği en çok olan gıda maddesi kahve. Kahve aynı zamanda bu özelliğe sahip klorojenik asit de içeriyor. Decaf (kafeinsiz) kahvelerde de aynı derecede antioksidan mevcut.

Kahve dışında çikolata, çay ve kırmızı şarap antioksidan etkiye sahip

Kahveye süt katılmasının antioksidanların emilimini azaltıcı etkisi olması olası. Kahveyle ilgili yapılan çalışmalarda kahvenin bazı kanserleri önleyici etkisinin gösterilmesinde rol oynayan faktörün bu antioksidan özellik olduğu düşünülmekte.

Buradan şu sonucu çıkartmamak lazım: Kahve için; yaşlanmazsınız, hasta olmazsınız! Yapılan deneylerde, kahve kullanan insanlarda artan polifenollerin kan yağlarına olumlu etki göstererek damar sertliğini (atheroskleroz) geciktirdiği gösterilse de, bu konudaki bilgiler yeterli değil. Bunun nedeni de dışardan alınan polifenollerin normal beslenen bir insanda yararının olup olmayacağının ve yine ağızdan alınan polifenollerin vücutta kullanılabilir olup olmadığının tam bilinmiyor olması.

Yine de günde bir-iki fincan kahveye hayır demeyin

Polifenol: Genellikle bitkilerde bulunan faydalı bir bileşik. Cilt kanserinin temel sorumlusu güneş ışınları ve beyaz ırk da bundan en çok etkilenen grup. Bir çalışmada kahvede bulunan kafeinin beyaz ırkta cilt kanseri riskini azalttığı görülmüş. Bunun üzerine laboratuvarda yapılan deneylerde; kafeinin ultraviyoleye maruz kalan insan cilt hücrelerinden hasarlananların ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğu gösterildi. Böylece, bu hücrelerin kanserleşmesinin önüne geçiliyor.

Amerikan Kimya Birliği’nin araştırmasına göre, “polifenol” içeceklerde bolca mevcut. En çok ise kahvede var!

Kaynak : internethaber

Meyan Kökü Nedir? Meyan Kökünün Faydaları Nelerdir?

Meyan Kökü

Meyan Kökü

Meyan (Glycyrrhiza glabra), yaklaşık 120-150 cm’e kadar boylanabilen, Baklagiller ailesinden çok yıllık bir çalımsı bitkidir. Anavatanı Rusya ve Çin’dir.. Diğer İsimleri, Piyan, Boyan, Glycyrrhiza, Licorice, Reglisse. Yöresel adları : Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök Drog adı :Liquirrhitae radix / kök. Botanik Bilgi : Baklagillerden, ırmak kenarlarında, sulak ve nemli yerlerde yabani olarak yetişen bir bitkidir. Boyu 50-150cm bazen de 200cm’i bulabilir. Çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları kanat şeklindedir. Yaprakçıklar, eliptik şekilde, kenarları bütün, üstü koyu yeşil, altı grimsi yeşil ve tüylüdür. Çiçekleri; leylaki, açık morumsu leylaki, pembemsi leylaki renkte, kelebek şeklinde, kupa yaprakları boru şeklinde, boğumlarda genellikle altılı başak görünümündedir. Meyveleri, esmerimsi kırmızı renkte, fasulye kapsülü şeklinde, içinde 3-6adet esmer renkte tohumları bulunur. Kökleri kazık şeklinde, ana kök ve sürgün yan köklerden meydana gelir. Yan kökler sayesinde bitki kısa zamanda çevresine yayılır.İdrarı arttırır. Müshil özelliği vardır.Hazımsızlık, şişkinlik ve gaz sorunlarını azaltır.Kadınların hormon seviyelerini normalleştirmeye yardımcı olarak menopoz semptomlarını tedavide faydalı olur.Adet öncesi oluşan ağrı ve gerginliği azaltır.Anti iltihapsal aktivitesi nedeniyle şişmeler ve arteritleri iyileştirmede yararlı olur.

Kaynak : Meyan Kökünün Faydaları / Wikipedia / Yeni Şafak

Menengiç Bitkisi Nedir? Faydaları Nelerdir?

menengiç

menengiç

Menengiç, yabani fıstık, çitlenbik, melengiç olarak da bilinen oldukça faydalı bir bitkidir. Genellikle Akdeniz Bölgesi ve Batı Asya’da yetişir. Bu kıymetli  bitkinin hem meyvesinden hem yapraklarından hem tohumundan hem de sakızından yararlanılır. İçeriğinde potasyum tuzu, kalsiyum, magnezyum minarelleri ve E – B vitaminleri bulunmaktadır.

Bitkinin meyvesi; üst solunum yolları hastalığında, böbrek taş ve kum düşürmede, hazımsızlıkta ve mesana iltahabında uzmanlarca tavsiye edilmektedir.  Böbrek taş ve kum düşürmede meyvesini 1 tatlı kaşığı günde 3 sefer 1 bardak ılık su ile tüketmek oldukça başarılı sonuç verir.
Kaynak : Haberfx.net

Prof.Dr. Ender Saraç Sarı kantaron hapı depresyon için faydalı

Sarı Kantaron (Hypericum perforatum); çok yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir.

Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin içermektedir.

Sarı kantaron bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu bitki yan etkisiz bir “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu.

Depresyon önleyici olarak kullanılmasının nedeni ; Sarı kantaronun içerisindeki başta hiperisin olmak üzere ve diğer bileşikler sayesinde, beyin içerisinde sinir uyarılarının iletiminde önemli seviye artışı sağlamasıdır.

Yapılan araştımalara göre bitki birçok etken madde içermekte olup; bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir. Hiperisin beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır.

Teta dalgaları normalde uyku esnasında meydana gelirler ve derin düşünce veya meditasyon, yüce duygular, memnuniyet ve yaratıcı düşüncenin artması gibi şeylerle ilişkilidirler. Sarı kantaron ile ilgili çalışmalarda; endişe, kayıtsızlık, uyuşukluk, fazla uyuma, uykusuzluk, depresyon ve umursamazlık hissi gibi semptomlarda olumlu gelişmeler görülmüştür.

Faydaları ve Kullanım Alanları :

  • Anti-stres ve anti-depresyon etkilidir.
  • Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk, umursamazlık ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
  • Uykusuzluk ve fazla uyuma problemlerinde faydalıdır.
  • Yara ve yanıkların iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.
  • Kronik yorgunluk sendromunda ve menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde yardımcıdır.

UYARILAR : Hamile veya emziren kadınlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar. Herhangi bir anti depresan ilaçla beraber kullanılmamalıdır.

Kullanım Önerisi :
Tercihen yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

Kaynak: mucize-iksirler.com

Sivilcelere karşı havuç maskesi

Elif Güveloğlu sivilceleri gidermek için havuç maskesi tarifini verdi:

Malzemeler:

  • 1 tatlı kaşığı bal
  • 2 yemek kaşığı havuç suyu
  • 1 yemek kaşığı süzme yoğurt

Hazırlanışı: Yoğurdu iyice karıştırdıktan sonra içine balı ve havuç suyunu koyarak iyice karıştırın.

Maskeyi cildinize sürdükten yarım saat sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.

Etkileri:
Havuç maskesi cildinizin asit-baz oranını dengeler, Aynı zamanda hasarlı ciltler için onarıcı etkisi vardır. Havuç maskesini haftada 2-3 kere uygulayabilirsiniz.

Dr. Elif Güveloğlu

Kaynak: mucizeiksirler.blogspot.com

Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu Yorgunluğa karşı karanfil

Karanfil

Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatı olan karanfil; yorgunluğa çok iyi geldiği bilinir ve kuvvet macunlarında ve aşurede sıklıkla kullanılır.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Değerli okuyucu, karanfil Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatıdır. Kuvvet macunlarında, aşurede karanfilden vazgeçilmez. Çiçekçilerin satışa sundukları ve halk arasında bilinen karanfil çiçeği ile hiçbir alakası yoktur. Anavatanı Endonezya ve İspanya olarak bilinir. Hindistan ve Sri Lanka’da bol miktarda yetiştirilir ve bu mutfakların vazgeçilmez baharatıdır. Avrupalılar karanfili turşu ve tatlılarında çeşni vermesi amacıyla kullanırlar.

Diş ağrısına karşı etkili

Karanfil ağacının tomurcuklarından elde edilen bu baharat, odunumsu ve koyu kahve-siyah renklidir. Yaklaşık iki-üç santimetre boya eriştiklerinde hasat edilirler. Anadolu’da halen çürük dişlerde ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Çürük dişin oyuğuna, ezilmiş kuru karanfilin bir parçası yerleştirilir veya da yağından bir damla damlatılır. Ağrı kesici gücünü içerdiği gallik asitten alır. Genel bir kural olmasa da lokantalarda içki kokusunu almak için masanıza bir çanakta karanfil sunulur.

İshale karşı

Onu ilk araştırmaya başladığım yıllar doksanlı yılların başlarıydı. Kuru karanfilde beni ilk şaşırtan, içeriğinde alpha-kadinol, alpha-kubeben ve maslinik asit etkin maddelerinin aynı anda bulunmasıydı. Bu üç ana etkin maddeyi başka hiçbir bitkinin çiçeğinde aynı anda bulamazsınız. Bu özellik karanfile özgüdür. Onun bu ayrıcalığı ishale karşı bu üçlünün bir arada bulunmasında saklıdır. Eğer ishal olduysanız  hiç çekinmeden karanfil kürünü birkaç gün uygulayabilirsiniz. İshale bağlı karın sancılarını, bağırsak hareketliliğini kısa zamanda nasıl ortadan kaldırdığını hayretle gözleyebilirsiniz.

Direnci artırır

Karanfilin alternatifi yoktur. Onun sahip olduğu bazı özellikleri ve kimyası başka hiçbir bitkiyle veya baharatla mukayese edilemez. Kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? Zihin yorgunluğunuz da mı mevcut? Başınızda veya üzerinizde bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Veya gergin misiniz? Bir bardak su kaynatın ve hemen sıcakken üzerine dokuz-on adet karanfil tanelerinden ilave ediniz. Beş-altı dakika bekledikten sonra karanfilleri içerisinden çıkarmadan yudum yudum içiniz. En geç on dakika sonra yorgunluğunuzun gittiğini, vücut direncinizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. Çok daha önemlisi, günün yorgunluğuna bağlı zihin yorgunluğunuzun ortadan kalktığını daha dinamik düşünsel güce sahip olduğunuzu hayretle hissedebileceksiniz.

Üzerinizdeki gerginliğin de yavaş yavaş ortadan kalktığını göreceksiniz. Karanfilin bu konudaki etkilerini daha da artırmak istiyorsanız, kendinize bir çay demleyip içerisine 10-12 adet karanfil atınız, birkaç dakika bekledikten sonra çayınızı yudumlayarak keyfini çıkartınız. İçtikten 5-10 dakika sonra zihin yorgunluğunuzun kaybolduğunu ve daha zinde olduğunuzu hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bu amaçla uygulayacağınız karanfilli çayı haftada 3-4 defadan fazla uygulamayınız ve alışkanlık haline getirmeyiniz.

GÜNÜN KÜRÜ


İshale karşı

Sabah kahvaltısından bir saat sonra yedi-sekiz adet karanfil çiğnenmeden oda sıcaklığındaki bir- iki yudum suyla  yutulur. Aynı gün akşam yemeğinden iki saat önce yedi-sekiz adet karanfil, oda sıcaklığındaki bir-iki yudum suyla çiğnemeden yutulur. Bu küre en fazla yedi gün devam edilir. Kullanılacak karanfilleri yutmadan önce ortadan ikiye bölüp suyla yutmak daha etkilidir. Havanda ezerek daha etkili olur düşüncesine kapılmayınız. Havanda ezildikten sonra alınması yanlıştır. Etkisi azalır.

Zihin yorgunluğuna karşı birebir

Taze demlenmiş bir bardak sıcak çayın içerisine 10-12 adet kuru karanfil ilave edilir. Üç-dört dakika bekledikten sonra yudum yudum içilir. Şeker ilave edilmeden içilmesi en etkili şeklidir. Çayınızı yudumlarken ağzınıza gelen karanfil tanelerini dişlerinizin arasında hafif ezerek eminiz. İkinci bardak çay içecekseniz, içerisinde kalan karanfilleri kullanınız, yeniden karanfil ilave etmeyiniz. Karanfilli çay içimini günde iki, haftada dört kereden fazla uygulamayınız. Alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücut direncinizin azaldığı, zihin yorgunluğu ve strese bağlı yorgunluk hallerinde uygulayınız.

DİKKAT: KARANFİL KÜRÜ UYGULANIRKEN

İshal şikayetlerinde karanfil, çay olarak içilmemelidir. Birkaç yudum oda sıcaklığındaki su ile alınmalıdır. Trombozit (platelet) düşüklüğü sorunu yaşayan hastaların karanfil kürünü uygulamamaları gerekir. Özellikle bazı ilaçlar, yan tesir olarak trombozit düşüklüğüne neden olabilmektedir. Bu türden ilaçları kullanan hastaların karanfilden uzak durmaları gerekir. Kullanacağınız karanfillerin raf ömrünün bir yıldan daha fazla olmamasına özen gösteriniz. Bir yıldan fazla beklemiş karanfilleri kullanmayınız.  Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalıştığınızda, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, kullanmayınız. Raf ömrünü çoktan doldurmuş demektir.

Kanser hastalarına yardımcı

Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı gelişen ishaliniz var ise, birkaç günlük karanfil kürü mükemmel bir yardımcıdır.

Kaynak: milliyet.com