Boğaz ağrısı
Boğaz ağrısı, en sık karşılaşılan şikayetlerdendir. Bu yüzden birçok kişi muayene ve tedavi olmaktadır.
Boğaz Ağrısına Ne Yol Açar?
Boğaz ağrısı, birçok rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir. İltihaplar, boğaz ağrısının en sık sebepleridir ve bunlar bulaşıcıdırlar. İltihaplar, çoğunlukla virüs (soğuk algınlığı, enfeksiyöz mononükleaz…) veya bakteriler (strep, mikoplazma…) tarafından oluşturulurlar.
Bakteriler ile virüsler arasındaki en önemli fark, bakterilerin antibiyotik ile tedavi edilebilmesi, virüslerin tedavi edilememesidir.
Virüsler: Çoğu soğuk algınlığının sebebi, virüslerdir. Burun tıkanıklığı, hapşırma, genel halsizlik, boğaz ağrısı ile beraber bulunduğunda muhtemel sebep, bilinen yüzlerce virüsten bir tanesidir. Çok bulaşıcıdırlar ve özellikle kışın salgın yaparlar. Vücut, kendi yaptığı mücadele ile bu hastalıktan yaklaşık bir hafta içerisinde kurtulur.
Kızamık, su çiçeği, boğmaca gibi, virüslerin yol açtığı hastalıklara da boğaz ağrısı eşlik eder. Boğazdaki aft ve pamukçuk da oldukça ağrılıdır.
Bir haftadan fazla süren bir virüs enfeksiyonu, “enfeksiyöz mononükleaz”dır. Bu virüs, lenf bezlerini tutar, bademcikte büyüme yapar ve üzerini beyaz bir zar kaplar. Boyun, koltukaltı ve kasıktaki lenf bezlerinde şişme görülür. Bazen boğaz ağrısı, solumayı bile zorlaştırır, karaciğeri etkileyerek sarılığa sebep olabilir. Altı hafta veya daha uzun sürebilen aşırı halsizliğe yol açabilir.
Bu hastalık, yetişkin ve bulûğ çağında ağırdır, fakat çocukluk döneminde daha hafif geçer. Tükürük ile geçtiği için “öpücük hastalığı” da denir. Mamafih, ağızdan ele, oradan tekrar ağıza geçerek de bulaşabilir. Bu yüzden, aynı havlu, yemek kapları kullanılmamalıdır.
Bakteriler: “Strep” iltihabı, “streptococcus” diye isimlendirilen bakteri ailesinden kaynaklanır. İltihap, kalp kapakçıklarını (romatizmal ateş) ve böbreği (nefrit) etkileyebilir. Bu tür mikroplar, aynı zamanda kızıl, bademcik iltihabı, zatürre, sinüzit ve kulak iltihaplarına da sebep olabilirler.
“Strep” iltihabının oluşturabileceği zararlar gözönüne alınarak, antibiyotik ile tedavi edilmelidirler. Çoğunlukla basit soğuk algınlığından daha uzun süre boğaz ağrısına sebep olurlar. Bu bakteri, muayene ile her zaman tespit edilemez, boğaz kültürü gerekebilir.
Bademcik, dilin arka kısmına gelen, boğazın her iki tarafında bulunan lenf dokusu kitlesine verilen isimdir. Bazı durumlarda, bu dokular mikrop barındırabilir. Son yapılan araştırmalar, sık bademcik iltihabı geçiren çocukların, bademcikleri alındığında, daha sağlıklı olduklarını göstermiştir.
Burun ve sinüs iltihabı olan kişilerde, bu iltihaplı akıntının genizden boğaza gelmesi sebebi ile boğaz ağrısı oluşabilir.
En tehlikeli boğaz iltihabı, boğazın girişinde bulunan “epiglot” denilen yapının iltihaplanmasıdır. Bu durum nefes yolunu tıkayabileceği için aciliyet arzeder. Yutmanın çok ağrılı olduğu, ağızdan salya aktığı ve solumanın zorlaştığı durumlarda şüphelenilir.
Alerji: Saman nezlesi ve alerjisi olanlar, burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı gibi şikayetlerinin olduğu sıra boğaz ağrısı da hissederler. Burunu rahatsız eden, aynı çiçek tozu ve küfler, boğazı da rahatsız edebilirler. Kedi ve köpeğe alerjisi olanlar, bu tür hayvanlarla birikte oldukları zaman boğaz ağrısından şikayetçi olabilirler. Ev tozu da en sık alerji sebeplerindendir ve özellikle kışın ısınmanın etkisiyle kuru havada rahatsızlık yaratırlar.
İritasyon: Kışın, evlerin ısıtılması sonucu oluşan kuru havanın etkisiyle, bilhassa sabahları artmış olarak hissedilen boğaz ağrısı olabilir. Bu, odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımı ile önlenebilir. Burun tıkanıklığı sebebi ile sürekli ağzından nefes alan insanlarda da boğaz kuruluğu ve ağrı görülebilir. Burun muayenesi ve gerekli tedavisi gerekir.
Sabahları olan boğaz ağrısının bir sebebi de, asitli mide muhtevasının boğaza kaçmasıdır. Yatağınızın başını onbeş, yirmi santimetre daha yukarıda tutmanız faydalı olur. Yatmadan önce birkaç saat birşey yememeniz gerekir. Mide asidine iyi gelen ilaçlar faydalı olabilir. Bunlar yardımcı olmazsa, hekime başvurmalısınız.
Endüstriyel hava kirliliği ve havadaki kimyasal maddeler, burun ve boğazı tahriş edebilir; fakat şu ana kadar bilinen en sık ve etkili tahriş maddesi, tütün dumanıdır. Sigara dumanının içindeki maddelere alerjik kimseler, buna tahammül edemezler. Diğer tahriş eden maddeler, alkol ve baharatlı yiyeceklerdir.
Bir müsabakada veya başka bir yerde aşırı bağıran bir insanda, hem boyun kaslarının yorgunluğu, hem de boğazın tahrişinden dolayı boğaz ağrısı görülür. İyi eğitilmiş spiker ve şarkıcılar, boğazlarını nasıl koruyacaklarını bilirler. Derin nefes alarak, boğaz kasları yerine göğüs ile karın kaslarını kullanarak, yükses ses çıkartabilirler.
Tümörler: Boğaz, dil ve nefes borusunun tümörleri her zaman olmasa da, çoğunlukla uzun süreli sigara ve alkol kullanımı ile ilgilidir. Bazen kulaklara da yansıyan boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü, böyle bir tümörün belirtisi olabilir. Boğaz ağrısı, çoğunlukla uzun süreli ve hafiftir. Diğer önemli şikayetler, ses bozukluğu, boyunda şişlik, açıklanamayan zayıflama, tükürük veya balgamda kan olmasıdır.
Teşhis, kulak, burun, boğaz hekimince konur. Özel aynalar veya endoskopik aletler ile bu bölgeler muayene edilir.
Boğaz Ağrımı Nasıl Tedavi Edebilirim? Soğuk algınlığı veya nezlenin yol açtığı boğaz ağrısı, aşağıdaki şu uygulamalarla biraz azaltılabilir:
- Sıvı alımınızı arttırınız (Ballı sıcak çay, bilinen bir halk çaresidir).
- Yatak odanızda bir nemlendirici veya buhar kaynağı bulundurunuz.
- Tuzlu su ile günde birçok kez boğazınızı gargara yapınız (Yarım bardak suya dörtte bir çorba kaşığı tuz konur).
- Hafif ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
- Boğazı uyuşturan pastillerden kullanabilirsiniz.
Doktora Ne Zaman Gitmeliyim?
Boğaz ağrısı, basit bir soğuk algınlığının yol açtığı beş ile yedi günden daha uzun sürüyorsa, kaçınabileceğiniz bir alerji veya tahriş edici maddeden olmuyorsa, doktora görünmelisiniz. Şu belirtiler, doktora başvurmanız için size uyarı olmalıdır:
- Şiddetli ve uzun süren boğaz ağrısı
- Nefes almada güçlük
- Yutmada güçlük
- Ağzı açmada güçlük
- Eklem ağrıları
- Kulak ağrısı
- Döküntü
- Ateş (38 derecenin üzerinde)
- Sık tekrarlayan boğaz ağrısı
- Boyunda şişlik
- İki haftadan uzun süren ses kısıklığı
Ne Zaman Antibiyotik Almalıyım?
Antibiyotikler, bakterilerin üremesini durduran veya onları öldüren ilaçlardır. Hekim, sık boğaz iltihabına yol açan “strep” türü bakterilerden şüphelendiği zaman penisilin, eritromisin gibi antibiyotikler reçete eder. Fakat bazı bakteri türleri, penisilinden etkilenmez böylece diğer antibiyotik gruplarını kullanmak gerekir. Antibiyotikler, virüsleri öldürmezler, fakat virüsler insanın bakterilere karşı olan direncini zayıflatırlar. Bu tür bir karışık iltihap oluşursa, antibiyotikler gerekli olabilir.
Antibiyotik, hekim tarafından reçete edildiği zaman, hekimin tavsiye ettiği şekilde tam olarak kullanılmalıdır. Aksi takdirde, iltihap baskı altında kalır, ilaç kesildiğinde tekrarlayabilir.
Ailenin Diğer Fertleri Tedavi Edilmeli Mi Veya Boğaz Kültürü Yapılmalı Mı?
“Strep”, kültürde ürediği zaman, bu mikrop çok bulaşıcı olduğu için, bazı hekimler ailenin diğer fertlerini de ilaçla tedavi ederler. Bazı hekimler, sadece ailede boğazı ağrıyan kişileri tedavi eder, diğerlerinin boğaz kültürünü yaparlar. Bundan dolayı, diğer aile fertlerinizin boğazının nasıl olduğunu hekiminize söylemeyi unutmayınız. Aile fertlerine çok yaklaşmayınız ve havlu, tabak gibi malzemeleri beraber kullanmayınız. Ellerinizi sık sık yıkayınız.
Bu bröşürdeki tavsiyeler, genel bilgilerdir. Fakat unutmayınız ki, özel rahatsızlığınız için en iyi tavsiye, şikayetlerinizi dinleyen ve sizi muayene eden doktorunuzun tavsiyesidir.
Kaynak: uzunhayat
iPod’lar ve MP3 çalarlar sağırlığı yüzde 30 artırdı!
Daha önce duyma bozukluğuna yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanan yeni neslin gözde müzik dinleme cihazları iPod ve MP3 çalarların, son 20 yıl içinde gençlerdeki sağırlık oranını yüzde 30 oranında artırdığı tespit edildi.
ABD’nin Boston kentindeki özel bir hastane tarafından yürütülen araştırmalarda, gençlerin yüzde 90′ının iPod ve benzeri kulaklıklı müzik aletlerini saatlerce en yüksek seste dinlemesi nedeniyle, sağırlık oranının arttığı belirtildi.
Uzmanlar böyle bir sonuçla karşılaşmamak için, günde en fazla 1 saat ve maksimum ses seviyesinin yüzde 60′ını geçmeyecek biçimde müzik dinlenilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kaynak: sağlıkgündemi
İşitme Protezi Türleri
İşitme protezleri çeşitli biçimlerde olabilir; kullanılacak aygıtın dış görünüşü teknik zorunlulukların yanı sıra hekimin önerisi ve taşıyıcının beğenisi gibi başka etkenlere de bağlı olarak değişir.
Hekimi ilgilendiren konular işitme aygıtının yeterince güçlü olmasına dikkat etmek, hastanın durumuna göre kemik ya da hava yoluyla iletim sağlayan bir protez önermek ve hastanın işitme eşiğinin ne kadar üstünde ağrı duyduğunu belirlemektir.
Kulak salyangozundaki hasarın en tipik belirtisi işitme üst sınırının ve ağrı eşiğinin aşağı çekilmesidir. Normal bir kulak sesi belirli bir şiddete ulaştıktan sonra işitmeye başlar; işitme organının frekanstan bağımsız olarak en hafif sesle uyarılabildiği bu noktaya işitme eşiği denir.
Normal bir kulakta işitme duyusu ses şiddetinin yükselmesiyle orantılı olarak artar ve işitmenin üst sınırına ulaşıldığında ağrıya dönüşür. Salyangoz hasta olan kulakta ise işitme duyusundaki artış çok daha anidir; hafif sesler hiç işitilmezken şiddetli sesler normal bir kulağa geldiği kadar yüksek gelebilir ve hasta çok daha az şiddetli seslerde ağrı duymaya başlayabilir.
Bu gibi durumlarda işitme eşiğiyle ağrı eşiği arasındaki aralık azaldığından işitme protezi kullanmak zorlaşır. Sesin ya hastanın işitemeyeceği kadar hafif, ya da hastaya ağrı verecek kadar yüksek olma tehlikesi vardır.
Işitme BozukluklarıSorunu çözmek için işitme aygıtına sesi güçlendirme düzeyini otomatik olarak denetleyen mekanizmalar takılabilir. Bunlar İngilizce’de “otomatik ses kontrolü” anlamına gelen Automatic Volume Control sözcüklerinin baş harfleriyle AVC olarak adlandırılır.
AVC ve başka modern sistemlerle donatılmış aygıtlar algılama tipi sağırlığı olan hastalar için de yararlıdır. Her ses frekansı için işitme eşiğini saptayan odyometri testiyle hekim işitme kaybının derecesini belirleyerek güçlendirme derecesi ve güçlendirdiği ses frekansların buna uygun bir protez önerir.
İşitme kaybının tipine ve özellikle kemik yoluyla ses iletiminin bozulup bozulmamış olmasına göre sesi kemik (kulak arkası kemiği) ya da hava (ortakulak boşluğu) yoluyla ileten aygıtlar kullanılabilir. Son yıllarda hava yoluyla iletimin çok yetersiz olduğu durumlarda bile işlev gören duyarlı aygıtların kullanıma girmesiyle bu sorun büyük ölçüde önemini yitirmiştir.
Sinüzit gözünüzü kör edebilir !
Menenit ya da beyin zarı altında iltihaplanmaya neden olan sonuçlar da doğurabiliyor… Genellikle soğuk havalarda grip ve soğuk algınlığını takiben görülen sinüzitin,..
Genellikle soğuk havalarda grip ve soğuk algınlığını takiben görülen sinüzitin çok ciddi komplikasyonlarının bulunduğu, tedavi edilmediği takdirde görme sorunu başta olmak üzere menenjit veya beyin zarı altında iltihaplanmaya neden olan sonuçlar doğurabileceği bildirildi.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sinüzitin, burun etrafında bulunan ve sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.
Özellikle kış aylarında doktorların sıklıkla karşılaştıkları hasta grubunun sinüzit hastalarından oluştuğunu dile getiren Kaygusuz, sinüzitin belirti ve bulgularının 12 hafta içinde tamamen iyileşmesi durumunda akut sinüzit, 12 haftadan daha fazla devam ediyorsa kronik sinüzit olarak tanımlandığını bildirdi.
Anatomik faktörler, alerjik etkiler, yapısal bozukluklar, bağışıklık sistemi, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, diş enfeksiyonları ve geniz etinin de sinüzite yol açabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Kaygusuz, sözlerine şöyle devam etti:
”Akut sinüziti bulunan ergenlerde baş ağrısı, yüz ağrısı, geniz akıntısı ve ateş en sık karşılaşılan yakınmalardır. Çocuklarda ise yakınmalar daha az spesifiktir. Akut sinüzitler sıklıkla baş ağrısıyla birliktedir. Ağrı, özellikle başın öne eğilmesi sırasında, kafada basınç hissiyle beraber ve zonklayıcı tarzda hissedilir. Kronik sinüzitte ise ağrı, başın tepesinde veya içinde, şakaklarda, enseye yakın baş bölgesinde, alında, yanak üzerinde veya göz çevresinde hissedilebilir.”
ÇOCUK SAÇLARINI ÇEKİYORSA
Sinüzitin çocuklarda genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Kaygusuz, ”Baş ağrısından genellikle büyük çocuklar ve erişkinler yakınır. Küçük çocuklar doğrudan baş ağrısını ifade edemezler. Ancak küçük çocukların baş ağrısına bağlı olabilecek davranışlar gösterebileceği unutulmamalıdır. Bunlar başını tutma, yanaklarını ovalama, başını duvarlara vurma, saçını çekme gibi davranışlardır” dedi.
Küçük çocukların geniz akıntısını tanımlayamadıklarını ve genellikle de akıntıyı yuttuklarını belirten Kaygusuz, bu nedenle de çocukların mide bulantısından yakınabildiklerini, ayrıca geniz akıntısının çocuklarda kötü bir ağız kokusu yapabildiğini anlattı.
SONUÇLARI ÇOK AĞIR OLABİLİR
Sinüzitin çok ciddi komplikasyonlarının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, şöyle devam etti:
”Tedavi edilmedikleri takdirde ciddi sorunlara yol açabilirler. Göz, sinüslere yakınlığı sebebiyle sinüzit komplikasyonlarının en sık görüldüğü bölgedir. Bunlar tedavi edilmezse körlüğe kadar gidebilir. Antibiyotik öncesi çağlarda, sinüzit sonrası gelişen menenjit en sık görülen kafa içi komplikasyondu. Antibiyotiklerin keşfiyle bu oran azalmakla birlikte ölümler değişmedi. Günümüzde ise en sık bildirilen kafa içi komplikasyonu beyin zarı altında iltihap birikmesidir.”
Sinüzitten korunmak için bazı önlemler alınması gerektiğini ifade eden Kaygusuz, şunları kaydetti:
”Bunlar özellikle soğuk havalarda başa bere takılması, ıslak saçla dışarı çıkılmaması, her banyodan sonra saçların mutlaka kurutulması ve hava akımına maruz kalınmamasıdır. Ayrıca mevsime göre elbiseler giyilmeli, soğuk havaya maruz kalınmamalı, grip veya soğuk algınlığı varsa bu mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü, sinüzitler genellikle grip ve soğuk algınlığını takiben görülmektedir. Özellikle kış aylarında vitamin yönünden zengin besinler tüketilmelidir.”
Prof. Dr. Kaygusuz, sinüzit belirtileri olanların mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına gitmesi ve ilaç tedavisi görmesini önererek, ”Hastalık daha fazla ilerlemeden önüne geçilmelidir. Kronik sinüzitler de ise ameliyatla tedavi şansı mümkündür. Akut sinüzitler genellikle çocuklarda, kronik sinüzitler genellikle erişkinlerde görülür. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonunun ve alerjinin sık görülmesine bağlı olarak sinüzit görülme sıklığı da artmaktadır. Erişkinlerde daha ziyade anatomik bozukluklara bağlı olarak kronik sinüzit görülmektedir” diye konuştu.
Kaynak: saglikaktuel.com
Kalıtsal gırtlak stridoru
Kalıtsal gırtlak stridoru nedir ?
Ses çıkaran bir solunum durumudur. Özellikle içeriye doğru nefes alınırken ve çocuk ağlarken had dereceye ulaşmaktadır.
Bu durumun sebebi nedir ?
Genellikle hançere etrafındaki dokuların, çoğunluka epiglotta, gevşek oluşundan ileri gelir.
Kalıtsal gırtlak stridorunun daha ciddî olan nedenleri de olabilir mi ?
Evet. Bazı hallerde hançerenin veya etrafındaki strüktürlerin kusurlu teşekkül etmiş olması. Solunum yoluyle içeriye alman yabancı maddeler, hançerede meydana gelmiş olabilen marazı teşekküller veya hançereye baskı yapan aort’un bir anormalliği, bunların hepsi bu hastalığa neden olabilir.
Gırtlak stridoru ilk nasıl görülür ?
Çoğunlukla doğumda ve bu durum çocuk oniki ilâ onsekiz aylık oluncaya kadar inatla devam edebilir; sonra kendiliğinden kaybolur.
Normal bir gırtlak stridoru için bir tedavi usulü gerekli midir ?
Hayır. Bu kendi kendini sınırlayan bir durumdur. Çocuk büyüyünce hançere etrafındaki gevşeklik düzelir.
Bu durumun daha ciddî deformiteleri nasıl tesbit edilir ?
Bir laringoskopla (boğaza sokulan aynalı âlet) hançereye bakılma. sıyle. Eğer doktor buyolda bir kist, bir perde veya bir başka tıkanma görürse bunu derhal tedavi edecektir.
Kalıtsal gırtlak stridorundan mustarip çocukların besisi için özel yollara başvurulmalı mıdır ?
Evet. Bu gibi çocuklar daha yavaş ve dikkatle beslenmelidir. Böylece solunum borusuna gıda maddelerinin girmesi önlenecektir. Bu gibi çocuklar bazen memeden veya biberondan gıdalarını almakta güçlük çekebileceklerinden, bunların kaşıkla beslenmesi gerekebilir.
Genel gırtlak stridoru vakası ciddî midir ?
Hayır. Anne ve babayı rahatsız edecek nitelikte olabilse de bu hastalık ciddî bir hastalık sayılamaz. Anne ve baba şunu bilmelidir ki bu hastalık ileride kendiliğinden iyileşecektir.
Kaynak: saglikbilgisi.gen
Adenovirus enfeksiyonları
Konjonktiva ve solunum yollarının enflamasyonu ile karakterize, submukozal ve rejional lenfoid doku hiperplazisine de yol açabilen , genellikle kendiliğinden geçen akut ateşli hastalıklar.
Belirtileri nelerdir ?
Tipe bağlıdır. Solunum Yollarını etkileyen çoğu tipte ortak olarak :
- Başağrısı
- Halsizlik
- Boğaz ağrısı
- Öksürük
- Yüksek Ateş
- Kusma
- İshal
- Mukozada yama şeklinde ; beyaz eksüdalar
Nedenleri nelerdir ?
Adenovirus ;70 nm çapında,zarfsız,çift zincirli, 42 serotipi olan DNA viruslarıdır.
Başlıca 3 antijen, direkt kapsid oluşumuyla ilgilidir. En önemlisi hekson’dur.(252 kapsomerin 2400′ından oluşan 6 kenarlı kapsomer) Bu hekson’un tipe özel olmayan kompleman fixasyon reaksiyonunda özel antiserumlarla reaksiyona girmesi nedeni ile grup antijeni niteliği taşır.
Böylece adenovirus tipleri tanınır.
Diğeri penton’dur. Bu, tipe özel antijendir. Nötralizasyon veya Hemaglütinasyon-İnhibisyon Reaksiyonlarında ayırdedilebilir.
Adenovirusların önemli olan üçüncü antijeni ; virion’dur.
Ayrıca Adeno Assosiye Virus olarak adlandırılan; daha küçük, çoğalabilmek için Adenovirus varlığına gerek duyan DNA virusu ile birlikte bulunabilirler.
Farklı serotiplerin epidemiyolojik özellikleri de farklıdır.
Bilinen 33 serotip vardır.
En Sık Patojenler:
- Tip 1,2,3,5,7 ; Solunum Yolu Hastalığına yol açar.
- Tip 3 ; Farengokonjonktival Ateşe yol açar.
- Tip 4,7,14,21; Askeri Birliklerde Akut Solunum Yolu Hastalığına yol açar.
- Bir kaç başka tip ; Epidemik Keratokonjonktivite yol açabilir
- Çoğu zaman belirtisiz olmakla beraber barsak kanalında enterit, mezanter lenfadenit, intussepsiyon gözlenebilir.
Bakım ve öneriler nelerdir ?
Ağır hasta bebekler ve epidemik keratokonjoktiviti olanlar ile ağır pnömonisi olan bebekler dışındaki hastaların yatırılmaları gerekmez.
Ateşli dönemlerde istirahat gerekir.
Çocuklara aspirin verilmemelidir. Burun spreyleri, öksürük ilaçları ve sık el yıkama ile ilgili bilgiler verilmelidir.
Bebeklerde ağır pnömoni ve konjonktivitte; hasta iyileşene kadar her gün fizik muayene ile takip edilmelidir.
Askeri Birliklerde; enterik kaplı kapsüller olarak hazırlanmış canlı adenovirus tip 4 ve
7 aşısının oral kullanımı, Akut Solunum Yolu Hastalığı insidansını azaltır . (sivillerde kullanılmaz !)
İşyeri personeli ve aile üyelerinin sık el yıkaması sağlanmalıdır.
Tedavi yolları nelerdir ?
Semptomatik ve Destek Tedavisi
Yatak İstirahati
Asetaminofen, 10-15 mg/kg/doz, analjezik olarak ( Aspirin’den kaçının !)
Konjonktivit için Topikal Kortikosteroidler (Kornea Ülseri !!)
Öksürük önleyici ve / veya balgam sökücü ilaçlar.
Kaynak: uzunhayat
Horlamada snore lift tedavisi
Snorelift Horlama ve uyku apnesi tedavisinde kullanılan minimal invaziv bir prosedürdür. Snor lift ortalama 8 dakika içinde lokal anestezi altında uygulanabilen yumuşak damak askısı olarak tanımlayabileceğimiz bir yöntemdir.
Diğer cerrahi yöntemlerle kıyaslandığında komplikasyonlar açısından reversible olması ve hastaların müdahale sonrasında çok daha az ağrı yaşıyor olması belli başlı avantajlarıdır.
Nasıl etki eder?
İki yönlü etki eder; Öncelikle yumuşak damağa yerleştirilen Polypropylene den üretilmiş askı materyali sayesinde yumuşak damak yukarıya doğru hareket ettiğinden solunum yolunu açar ve uyku apnesini ortadan kaldırır. İkinci olarak da yumuşak damaktaki horlamaya neden gevşek dokuyu sertleştirerek horlamayı ortadan kaldırır.
Ne zamandır kullanılıyor?
Snorelift Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da 2 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Tekniğin Alman ordusunda görev yapan bir Türk Doktora (Dr.Bülent Uğurlu) ait olması da Türkiye açısından diğer bir övünç kaynağıdır.
Snorelift nasıl uygulanır?
Snorelift sıklıkla lokal anestezi altında uygulanmakta ve müdehale sırasında ağrı olmamaktadır. Hastalar uygulama sonrasında yarım saat içinde evlerine gidebilmektedirler. Basit olarak yumuşak damağa polypropylene den üretilmiş askı materyali yerleştirilmekte ve bu sayede hem yumuşak damak bulunduğu seviyeden yukarıya asılmakta hem de yumuşak damağın gevşemiş dokusu setleşmektedir.
Snorelift sonrasında ağrı olur mu?
Müdehale sonrasında 4-5 gün süren yutkunurken ağrı olabilmekte ancak cerrahi yöntemlere kıyasla daha az olmaktadır. Kullanılan ağrı kesicilerle iyileşme süreci oldukça kolay atlatılmaktadır.
Snorelift tekniğinde dokularda herhangi bir kesi yapılıyor mu?
Snorelift yönteminde dokularda kesi yapılmamakta ve bu nedenle iyileşme süreci çok daha kısa olmaktadır.
Snoreliftin etkisi kalıcı mıdır?
Yerleştirilen askı materyali çıkarılsa bile dokuda oluşan iyileşme dokusu sayesinde etki kalıcıdır.
Kaynak: www.kulakburunbogaz.com
Saman Nezlesinde Işık Tedavisi
Burun mukozasının mikrobik olmayan bir inflamasyonu olan alerjik nezlenin tedavisinde uygulanan en yeni teknolojik yaklaşım özel bir içeriğe sahip yüksek yoğunlukta ışıktan oluşan Rhinolight, yani ışık tedavisidir. Birkaç dakikalık seanslar halinde uygulanan ışık tedavisi ağrısız bir uygulamadır ve bir ya da iki tedaviden sonra olumlu etkileri hemen izlenmeye başlamaktadır.
Hem mevsimsel hem de tüm yıl süren (perenial) alerjik nezlesi olan hastalatda ışık tedavisi ile burunda alerjiye bağlı gelişen kaşıntı, akıntı, tıkanma, hapşuruk gibi her türlü şikayet başarı ile azaltılmakta ya da yok edilmektedir.
Burun içi ışık tedavisi (Fototerapi) alerjik nezlesi olan bütün hastalarda uygulanabileceği gibi bazı hasta gruplarında özellikle tercih edilmektedir. Bunlar;
- Alerjik nezle ile ilgili şikayetleri burun spreyleri ve ağızdan alınan alerji ilaçları ile kontrol edilemeyen hastalar,
- Standart tedavilerin, yan etki ya da başka hastalıklar için kullanılan diğer ilaçlarla etkileşim gibi çeşitli nedenlerle uygulanamadığı hastalar,
- Uzun dönem ilaç kullanmak istemeyen hastalardır. İki hafta içinde uygulanan 6 ya da 8 seanstan oluşan Rinolight tedavisinde özel dalga boylarındaki ışınların karışımından oluşan bir ışık kullanılmakta ve burun delikleri yolu ile yapılan uygulama sırasında herhangi bir sıcaklık ya da ağrı hissi oluşmamaktadır (Şekil 1). Dokuda herhangi bir kalıcı hasar oluşmadığından alerji hastalarında bir sorun yaşanmadan uzun dönemler kullanılabilmektedir.
Kaç tedavi gereklidir?
Bu semptomların ciddiyetine bağlıdır; genellikle iki hafta süresice haftada 2-3 tedavi yeterlidir. Eğer bir kimse birçok şeye alerjik ise, daha fazla tedavi yapılması gerekir ve bir uzmana danışılmalıdır. Eğer alerjik durum bütün yıl boyunca devam ediyorsa, (örneğin ev tozu mayt alerjisi), 6 hafta içinde 8 tedavi tavsiye edilmektedir.
Rhinolight tedavisi tam iyileşme ile sonuçlanabilir mi?
Birçok yıl tedavi gören hastaların semptomlarının seviyesi azalmış ve bazıları tamamen iyileşmiştir. Rhinolight’ın hastaları semptomlarından devamlı olarak kurtarıp kurtarmadığı konusundaki klinik çalışmaya başlanmıştır.
Tedavi acı verirmi?
Rhinolight, bütün dünyada kabul edilen, özel, yüksek şiddette tıbbi fototerapötik bir yöntemdir. Dermatolojide uzun zamandır ışığın bağışıklık sistemine etki edebileceği biliniyordu. Rhinolight tedavisi, alerji yaratan etkenlerin mevcudiyeti nedeniyle, burunda bağışıklığa cevap seviyesini düşürmektedir. Uygulama tamamen ağrısızdır.
Etkinliğe ulaşması ne kadar zaman alır?
Etki hastadan hastaya değişebilir, ancak ilk tedaviden sonra semptomları iyileşen hastalar vardır. Nadir vakalarda ilk tedavilerden sonra semptomları şiddetlenenler de vardır, bununla birlikte bu sadece geçicidir, ve çabucak geçer. Hemen hemen her hasta iki hafta içinde iyileşme olduğunu rapor etmektedir.
Hamilelik sırasında Rhinolight tedavisi yapılabilir mi?
Evet, tavsiye edilmektedir, çünkü ilaçların büyük bir çoğunluğu, meme veren annelerin tedavisi için tavsiye edilmemektedir veya hamilelik süresince sınırlı miktarda uygulanabilmektedir.
Kaynak: www.kulakburunbogaz.com
Kepçe kulak estetiği
Kulak Estetik ameliyatı en sık kulak boyutunu küçültme ya da kepçe kulak durumunu düzeltmek amacıyla yapılır. Kulak kepçesindeki Y şeklindeki kıvrımın yetersiz gelişmesi ya da düz olası genellikle temel sebeptir .Halk arasında kepçe kulak bazen hatalı olarak büyük kulak olarak değerlendirilir. Oysa, gerçek neden kulak kepçesinde kıvrım olması gereken bazı kısımların düz olması, bu nedenle kulağın baş ile daha fazla açı yaparak öne doğru kıvrık olması ve önden bakıldığında kulağın daha fazla görünmesidir.
Kulak gelişiminin büyük kısmı 5-6 yaşa kadar tamamlanmaktadır. Bu nedenle eğer istenirse çocuk okula başlamadan bu ameliyatlar yapılabilir. Ancak bu yaşlarda ameliyatın genel anestezi altında yapılması gerekecektir. Ameliyatın küçük yaşlarda yapılması özellikle çocuğun ruhsal durumunda oluşabilecek olumsuzlukları önleyebilir. Ancak kepçe kulak ameliyatının daha ileri yaşlarda da yapılması mümkündür ve bu durumda ameliyat lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Kulak estetiği ameliyatları konusunda günümüze kadar çok değişik teknikler ortaya atılmıştır. Halen de her cerrah farklı metodlar uygulamaktadır. Örneğin bazı metodlarda kulak ön tarafından kesi yapılmakta ve çok hafif bir iz kalmaktadır. Ancak kanımca kulak arkasından ameliyat yapılması kalacak izin saklanması yönünden daha uygundur.
Kepçe Kulak Estetik ameliyatında uyguladığımız kulak arkasından yapılan bir kesi ile kulak kepçesinin kıkırdak dokusu açılıp, kulak kepçesinin arkaya doğru kıvrımını sağlamak için uygun yerlerden kıkırdak törpüsü ile kıkırdak dokusunu incelttikten sonra kıvrımın kalıcı olması için özel dikişler atılır. Böylece kulak sayvanının kıvrımını arttırarak, başa daha çok yakınlaşmasını sağlar. Kulak kepçesinin baş ile yaptığı açı normalde 30-35 derecedir. .
Kepçe Kulak ameliyatı sonunda her iki kulak üzerine baskılı sargı uygulanır. Ertesi gün hasta pansumana çağrılır. Ameliyat sonrası ilk gün bir miktar ağrı duyulabilir. Bunun için ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Sargı açıldıktan sonra birkaç gün süreyle kulakların üzerine gelecek şekilde tenisçi bandı ya da bayanların kullandığı saç bandı takılması tavsiye edilir. Kulak estetiği sonrasında 3-5 gün kulakta hafif bir şişlik ve kızarıklık olabilir.
kaynak: www.kulakburunbogaz.com

