Kanserle Mücadelede Faydalı Yiyecekler!
Brokoli ile domatesin prostat kanseriyle mücadelede en yararlı besinler olduğu belirtildi.
Illinois Üniversitesi’nden araştırmacılar, brokoli ile domatesin özellikle birlikte tüketildiğinde, tümörün gelişmesini engellediğini ortaya çıkardılar.
Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğine dikkat çeken uzmanlar, bu hastalığa yakalanan kişilerin her gün bir porsiyon brokoli ile 2-3 adet domatesi birlikte çiğ olarak tüketerek mücadele etmelerini salık verdiler. Brokoli ile domatesin içerdiği maddelerin birlikte kanser hücrelerine saldırarak büyümelerini engellediği belirtildi.
YÜZDE 40 AZALMA
Illinois Üniversitesi yiyecek bilimi uzmanlarından Prof. John Erdman, “Araştırmalar, her öğünde taze domates tüketen kişilerin prostat kanserine yakalanma riskini yüzde 40 azalttığını gösteriyor. Brokolide bulunan sülfür, kanserin gelişmesini geciktiriyor. İki sebze de içerdikleri açısında değişik ancak birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor” dedi.
Araştırmacılar, laboratuvarda prostatlı farelerin bir bölümüne, her gün bir miktar domates ve brokoliyi birlikte yedirdiler. Bir başka grup fareye sadece domates, diğer gruba da sadece brokoli verildi. 22 hafta sonra, brokoli ve domatesin birlikte verilen fare grubundaki tümörlerin, diğerlerine oranla daha küçük kaldığı görüldü. Uzmanlar, “Brokoli ile domates birlikte tüketildiğinde, etkisinin güçlü olduğu kesin. Pişmiş domates, belki de çok daha iyi. Burada alınması gereken ders, çeşitli meyve ve sebzeleri değişik şekillerde hazırlayarak tüketmenin gerekliliği” dediler.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Kanserin 7 uyarıcı İşareti!
Amerikan Kanser Derneğine göre eğer bu yedi uyarıcı işaretlerden birine sahipseniz, hemen doktorunuza danışın.
*Büyük abdeste veya küçük abdeste çıkma ahşkanlıklarında degişiklik.
*İyileşmeyen yaralar.
*Alışılmışın dışında kanama veya akıntılar.
*Göğüste veya vücudunuzun herhangi bir başka yerinde sertleşme veya kitle.
*Hazımsızlık veya yutma güçlügü.
*Herhangi bir siğil veya bende belirgin bir değişme.
*Rahatsız edici öksürük veya ses kısıklığı.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Kanseri Tanıyalım!Nedir?Nasıl oluşur?

kanser
Her zaman kanserin korkunç bir hastalık olduğu düşünülür ve sözü dahi ürkütücüdür. Oysa beş yıl önce kanser teşhisi konmuş olan 3 milyon Amerikalı bugün hayattadır. Bunların çoğunun hastalığı tedavi edilmiştir.Bazılarında ise sorun sürmektedir. Tekrar belirtelim ki kanser teşhisi ölüm fermanı değildir. Diğer bir yanılğı da kanserin tek bir türü olduğunun düşünülmesidir. Oysa kanserin 100 den fazla türü vardır.Bazı türleri sadece tek bir organda yerleşir. Diğerleri vücudun çeşitli yerlerine dağılırlar. Herbirinin ortak yönü kontrol edilemeyen zararlı bir hücre büyümesidir. Çoğu insan kanserden korkar, çünkü bunun tedavi edilemez, ölümcül bir hastalık olduğuna inanmaktadır. Ancak, gerçekler ve istatistikler bu konu ile bağdaşmamaktadır. Bu yıl kanser teşhisi konmuş 10 kişiden 4 ü iyileşecektir (iyileşme, hastalağın belirtilerinin 5 yıl ya da daha uzun bir süre tekrar ortaya çıkmaması olarak tanımlanmaktadır). Bu iyileşmiş kişilerin normal yaşam süreleri hiç kanser olmamış aynı yaştaki hemcinsleri ile aynıdır. Bu denli etkileyici istatistiklere rağmen kanser ciddi bir hastalık olma özelliğini korumaktadır. ABD de her yıl, bir milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konmaktadır. (Melanoolmayan cilt kanseri bu rakamın içine dahil değildir). Kanserden her yıl yaklaşık 500.000 kişi ölmektedir. Bugün ABD de yaşayan her üç kişiden biri ömürlerinin bir döneminde kansere yakalanacaktır. Temelde kanser yapan unsurlara maruz kalan bazı kişilerin kansere neden yakalanmayıp, diğerlerinin ise yakalandıkları tam olarak bilinmemektedir. Ancak birçok kanser türünün çok yavaş ilerlediği bilinmektedir. Kansere neden olan çeşitli unsurlardan birine maruz kaldıktan sonra hastalığın belirtilerinin ortaya çıkması 5 ila 40 yıl sürebilir.Örneeğin akciger kanseri, sürekli tütün kullanımından 25 yıl veya daha sonra ortaya çıkabilsr. Belirtiler ortaya çıkmasının bazen bu kadar uzun süre alması, belki de bazı kişilerin sigara içmekle ilgili uyarıları kulak ardı etmelerinin bir neden olabilir.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Saç telinden kanser teşhisi !
Çok basit bir yöntemle meme kanseri testi yapmak mümkün..
Meme kanserini saç telinden tespit edebilen testin önümüzdeki aylarda piyasaya çıkabileceği bildirildi.
İngiliz Daily Mail gazetesinin internet sitesinde verilen, New Scientist dergisindeki habere göre, sadece 20 tel saçla yapılabilen test, özellikle genç kadınlarda hastalığı erken safhada teşhis etmede başarılı bulundu.
Haberde, normal bir saça mikroskop altında bakıldığında saç telinin kavis dizileri halinde görüldüğü, meme kanserli hastalarda ise bu kavislerin üzerine binmiş vaziyette farklı bir halka görüldüğü belirtildi.
Yaklaşık 800 kadın üzerinde yapılan araştırma, testlerin yüzde 80 oranında doğru sonuç verdiğini gösterdi.
Bununla birlikte bazı İngiliz uzmanlar, yanlış sonuçlar da verebildiği için yöntemin doğruluğunu sorguluyor.
İngiltere’deki Kanser Araştırma Kurumundan Dr. Alison Ross, yöntemin kanseri atlayabileceği gibi, kanserli hastaların da sağlıklı olduğunu gösterebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Yöntemi savunanlar ise kanseri ilk safhalarda teşhis ederek testin birçok hayatı kurtarabileceğini savunuyor.
Kaynak: sagliklidogalyasam.com
Diyet ile Kanserden Korunma!
Bu günlerde diyetin kanser riski üzerinde etkisine yön

kanserden korunma
elik büyük bir ilgi var. Diyetin ve beslenmenin kanserin gelişiminde oynadığı rolü değerlendirmek ve açıklığa kavuşturmak için bir çok araştırma yapılıyor. Hiçbir dolaysız neden-sonuç ilişkişi kanıtlanmadıyşa da, iştatistikler bazı gıdaların bazı kanser tiplerinin riskini arttırabildiğini ya da azaltabildiğini göstermektedir. Amerikan Kanser Derneği ve Ulusal Kanser Enstitüsü, insanlarda bazı kanser türlerinin gelişme riskinin azaltılmasına yardımcı olmak için diyet kuralları hazırladı. Genel olarak sağlıklı bir diyet için genel tavsiyeler içermektedirler: – Normal bir vücut ağırlığını koruyun. Başta prostat, pankreas, göğüs, yumurtalık, kalınbağırsak, safra kesesi ve rahim kanseri gelmek üzere, insanlarda bazı kanserlerden ölme oranı şişmanlıkla bağlantılıdır. – Diyetinizde çok fazla doymuş ve doymamış yağdan kaçının. Bazı çalışmaların ortaya koyduğu kanıtlar, diyetteki yağ seviyeleri ile prostat kanseri, kalınbağırsak kanseri ve diğer kanserlerin oluşumu arasında bir ilişki olduğunu düşündürmektedir. Şu anda, bu tür bağlantıların nedenleri açık değildir. Son raporlar, diyetteki yağ tüketiminin gögüs kanseri sıklığıyla ilişkislz olabileceğini düşündürmektedir. Yag tüketimi için hiçbir kural belirlenmemiştir, ama genel olarak yağ tüketimi düştükçe kanser riskinin düştüğü görülmektedir. İhtiyatlı bir yağ tüketimi kuralı, toplam kalori tüketiminizin yüzde 30udur. – Lif açısından lifli gıdalar yiyin. Günde 25 ila 35 gram lif tüketimi önerilir.Diyet lifi, vücudu özellikle kalınbağırsak kanseri olmak üzere, bazı kanser biçimlerinden korur gibi görünmektedir. Belirli lif tiplerinin etkileme biçimi açık değildir. BU nedenle, taze meyva, sebze ve az işlenmiş tahıl ürünleri gibi çeşitli diyet kaynaklarını her gün yiyin. – A vitamini ve C vitamini açısından zengin gıdaları her gün yiyin (Bazı örnekler, A vitamini kaynakları olarak havuç, ıspanak, tatlı patates, şeftali, kayısı, koyu yeşil ve koyu sarı taze sebzeler ve meyvalar; C vitamin için portakal, greyfurt, çilek, yeşil ve kırmızı biberler). A vitamini, ağız boşluğu, boğaz, gırtlak ve akciğer kanserleri dahil olmak üzere, bazı kanserlerin sıklığının azaltılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, genel olarak C vitamini olarak bilinen askorbik asitin, nitratlar yendiğinde üretilen bazı kanserojen büeşiklerin oluşumunu önleyebildiğini göstermektedir. Ama, bu vitaminleri normal ihtiyacıknızdan daha fazla miktarda tüketmeniz gerekmez. – Brokoli, lahana, Brüksel lahanası,kıvırcık lahana, karnabahar, yerlahanası, hardal yaprakları ve Isviçre pazısı gibi sebzeleri düzenli diyetinizin bir parçası haline getirin. Araştırmalar bu gıdaların kalınbağırsak, mide ve akciğer kanserlerinin gelişimine karşı koruma sağladıklarını göstermektedir. – Tuzlanarak, tütsülenerek ve nitratla işlenmiş gıdalardan az miktarda yiyin. Bu gıda grubu sucuk, jambon ve diğerleri gibi tütsülenmiş ve konserve edilmiş etleri içerir. Yemek borusu ve mide kanseri sıklığı, bu gıdaları çok miktarda yiyeıılerde daha yüksektir. Izgara ya da tütsüleme gibi bazı pişirme yöntemleri kanseıe yol açabilen maddeler üretebilir bu nedenle bu yöntemleri az kullanmak gerekir. Yemek pişirirken kullandığınız tuz miktarını, yanm kilo ette dörtte bir çaykaşığı tuz, pişirilmiş sebze ya da tahıl porsiyonu başına sekizde bir çay kaşığı tuzla sınırlayın. Jambon, soya sosu ya da turşu gibi aşırı tuzlu gıdaları almayın ya da seyrek olarak ve az miktarlarda yiyin. – Alkol kullanıyorsanız, az kullanın. Uzun süreler boyunca çok miktarda alkol içmek, karaciğer kanseri riskini arttırır. Alkol tüketimi sigarayla ya da tütün çiğnemeyle birleştiğinde, ağız. gırtlak, boğaz ve yemek borusu kanseri riskini arttırır. Günde iKi ya da daha az bardak tavsiye edilir. Bu makuldür. Günlük diyeti nizi çok az değiştirerek bu önerileri uygulayabilirsiniz. Ancak, bu sağlayabileceği kesin değildir.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Kanserden Korunmak İçin Beslenmenin Önemi!
Kanserden korunmak için her gün 5 porsiyon ya da daha fazla sebze ve meyve tüketilmesi, ekmek gibi tahıllar ile makarna, pirinç ve baklagiller gibi bitkisel kaynaklı yiyeceklerin günlük alınması öneriliyor.
Kanser olgularının yüzde 80’i çevresel etkenlere bağlıyken, bu etkenler arasında beslenme yüzde 35 oranla başta geliyor.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’ndan edindiği bilgiye göre, dengesiz beslenme kansere yol açan en önemli etkenlerin başında geliyor. Kanser olgularının yüzde 80’i çevresel etkenlere bağlıyken, bu etkenler arasında beslenme yüzde 35 oranıyla en etkili faktör olarak göze çarpıyor.
Bu çerçevede, güvenilmeyen katı yağ, meyve suyu ile çikolataların tüketilmemesi, mesane ile pankreas kanserine yol açan kahve ve sakarinalımının sınırlandırılması gerekiyor. Bulgur, mısır, yer fıstığı ve diğer yağlı yiyeceklerde üreyen küfler ve toksinler de kansere yol açabiliyor.
Bazı tehlikeli kimyasal bileşiklerin oluşmasına neden olan kızartma, kavurma, tütsüleme gibi pişirme yöntemleri kanser oluşumuna yol açan önemli faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle özellikle protein içeriği yüksek gıdaların haşlama, fırında ve ızgara gibi pişirme yöntemleriyle hazırlanması önem taşıyor.
Alkol ve sigaranın yanı sıra şişmanlık kanserin en önemli nedeninioluşturuyor. Alkol ve sigara tüm kanser hastalıklarına adeta davetiye çıkarırken şişmanlık, meme kanserini riskini artırıyor, varolan kolon,prostat, rektum, böbrek kanser türlerinin hızla gelişmesine neden oluyor.
YAĞ, PROTEİN VE TUZ ALIMI
Vücuda alınan doymuş yağların, günlük toplam kalorinin yüzde 20’sini geçmemesi gerekiyor. Doymuş yağın fazlası göğüs, rahim ağzı, yumurtalık, bağırsak ve rektum kanserlerine yol açıyor. Bu nedenle kırmızı et yerine tavuk ve balık eti, kızartma yerine haşlama ve buharla pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi öneriliyor.
Sağlıklı beslenme için bir yetişkinin, ağırlığının her kilogramı için günlük ortalama 1 gram protein alması gerekiyor. Aşırı protein alımı meme, rahim, bağırsak, pankreas ve böbrek tümörlerinin gelişimine imkan tanıyor. Sürekli kırmızı et yiyen kişilerde kanser olma riskinin ayda bir kez et yiyenlere göre 2.5 kat fazla olması nedeniyle, protein gereksiniminin balık, tavuk ve hindi etiyle karşılanması isteniyor.
Mide kanserine yol açan aşırı tuz tüketiminin önlenmesi için turşuve salamura gibi tuzlayıp saklama yerine dondurarak saklamanın tercih edilmesi öneriliyor. Yapılan araştırmalarda, bu yöntemin kullanıldığıülkelerde mide kanseri riskinin yüzde 64 azaldığı görülüyor.
KORUNMAK İÇİN
Kanserden korunmak için bitkisel kaynaklı yiyeceklere ağırlık verilmesi gerekiyor. Her gün 5 porsiyon ya da daha fazla sebze ve meyve tüketilmesi, ekmek gibi tahıllar ile makarna, pirinç ve baklagiller gibi bitkisel kaynaklı yiyeceklerin günlük alınması öneriliyor.
Kansere karşı, kullanılan kızartma yağlarının tekrar kullanılmaması, hayvansal kaynaklı yiyeceklerden uzak durulması, kırmızı etin azaltılması, spor yapılması, alkol ve sigaradan uzak durulması gerekiyor.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Kanseri Artıran Sebepler Nelerdir?
Kanserin biyolojisinin daha iyi anlaşılmaya başlanmasıyla kanserden korunma kavramı da somutlaşıyor. Sigara, tükettiğimiz besinler, tarım ilaçları ve obezite kanserin en önemli çevresel nedenleri arasında sıralanıyor.
Kanserde erken tanıyı sağlayan tarama yöntemleri de korunma kapsamında değerlendiriliyor.
EN ÖNEMLİ RİSK SİGARA
Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda tütün kullanımının kardiyovasküler hastalıklar ve kanser arasındaki ilişkisinin kesin olarak gösterildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Onkoloji Bölümünden Medikal Onkolog Prof. Dr. Haluk Onat, sigara içiminin bütün kanserlerde önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor.
Sigaranın akciğer kanserleri başta olmak üzere larenks, orofarenks, özafagus, mesane, pankreas ve meme kanserlerinin oluşumunda çok önemli rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Onat, Tütünün içinde bulunan nikotinin yanı sıra nikel, kadmiyum, katran, monoksit, arsenik ve radon gibi çok sayıda kanserojen madde, p53 tümör baskılayıcı geni mutasyona uğratarak, kanserin düğmesine basmaktadır. Sigaradan etkilenmek için mutlaka içmek gerekmiyor. Pasif içiciler de risk altında. Çocuk kanserlerinin en önemli nedeni anne babanın sigara içmesidir. Hatta hamilelikte sigara kullanımı çocuk lösemilerinin en önemli nedenidir diyor.
YAĞ, TUZ, KIZARTMAYA DİKKAT
Sigaradan sonra kansere neden olan bir diğer risk faktörü ise beslenme. Uzmanlar, beslenme düzenindeki yanlışlıkların, kansere zemin hazırladığını belirtiyorlar. Yediklerimiz, yiyecekleri nasıl tükettiğimiz, hatta nasıl sakladığımız ve pişirdiğimiz bile önemli. Peki yediklerimiz içindeki kanser izleri neler? Bu sorunun yanıtını ASM�den İç Hastalıkları, Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskentten aldık:
Yağ:
Epidemiyolojik çalışmalar yüksek yağ içerikli beslenme tarzının meme, kolon, prostat ve endometrium kanseri riskini arttırdığını gösteriyor. Bu kanserlerin sıklıkla görüldüğü ABD ve kuzey-batı Avrupa ülkelerinde total kalorinin yüzde 40-50si yağlardan sağlanırken, bu kanserlerin görülme oranı düşük olduğu ülkelerde günlük kalorinin yüzde 20�sinden daha azı yağlardan sağlanmaktadır. Doymamış yağ asidi içeren kolesterolsüz yağlar seçilmelidir.
Lifli yiyecekler:
Diyette lifli gıdaların artışının safra asitlerini bağlayarak ve butiratları artırarak kolon kanseri ve polip görülme riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Yüksek lifli gıdalar aynı zamanda gıdalardaki kadınlık hormonu olan östrojenik ve erkeklik hormonu olan androjenik molekülleri etkisiz hale getirerek meme ve prostat kanserleri için de korucuyu etki yaparlar.
Proteinler:
Uzmanlar, protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et yerine balık, tavuk, hindi etinin tercih edilmesi gerektiğini belirterek; sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazla olduğunun altını çiziyorlar.
Tuz:
Tuzun kendisi kanser yapmıyor, ancak mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelerin etkisine ortam hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 azaldığını gösteriyor.
Pişirme şekli:
Yine yapılan araştırmalar aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküvi çeşitlerinin özellikle çocuklara yönelik olanlarının, kanser açısından çok daha tehlikeli olabileceğini ortaya koyuyor. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, yüksek ısıda pişmiş bisküviler, katkılı konserveler, yağlı ve iyice pişmiş et içerikli fast food�lar da tehlikeli yiyecekler listesinde yer alıyor.
Küfler:
Gıda küflerine dikkat edilmesi gerekiyor. Küflenmiş gıdalar karaciğer kanserine neden olabiliyor.
Tarım ilaçları: Tarım ilaçlarının özelikle bilinçsiz kullanımı bir çok kanser türü için risk faktörü. Üstelik bu tarım ilaçları sebze meyveleri yıkamakla da çıkmıyor. Kabuklarını ayıklasanız da içine kadar, çekirdeklerine kadar girdiği için büyük bir tehlike. Dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı geliyor.
OBEZİTE DE RİSK FAKTÖRÜ…
Fiziksel aktivitenin azalması ve obezite, kanser türlerinin de artışına neden oluyor. Bilimsel çalışmalar meme, endometrium, kolon, özafagus kanseri ve böbrek tümörlerinde obezitenin bir risk faktörü olduğu gösteriyor. Bu risk artışı obeziteye bağlı olarak östrojen artışı ile bağlantılı. Bu nedenle özellikle obezitenin engellenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması kanserin oluşumunun engellenmesinde önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor.
Hormonlar gibi bazı ilaçların kontrolsüz tüketiminin kanser riskini artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Haluk Onat, özellikle menopoz döneminde hormon kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirterek, bazı durumlarda kanser öncesi ilaçlar kullanarak kanserden korunmanın da mümkün olabileceğini belirtiyor. Özellikle tamoksifenle yapılan çalışmalardan söz eden Prof. Dr. Onat, �ABD�de FDA tarafından onaylanan tek ajan meme kanseri korumasında kullanılan tamoksifendir. Meme kanseri gelişme riski yüksek kişilerde kanser riskini azalttığı görülmüştür. Baş boyun kanserlerinden gırtlak kanseri geçirmiş bir kişinin, hayatını devam ettirirken akciğer kanseri olma ya da baş boyun bölgesinde görülen başka bir kansere yakalanma riski yüksektir.
Bu kişilerde Retinoid dediğimiz ilaçları kullanarak bu riskin önlendiği ispatlanmıştır. Bu ilaçların yan etkileri olduğu için yarar zarar dengesi iyi kurulmalıdır. Bunlara ek olarak vitaminlerin bazılarının alınmasının bilinenin aksine fayda değil zararları bile vardır. Örneğin sigara içen bir kişide A vitamini, karoten gibi maddelerin ilaç olarak alınmasının fayda değil zararları gösterilmiştir. Hiçbir vitamin hapının kansere karşı koruyucu etkisi yoktur diye konuşuyor.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
pankreas kanseri nedir,pankreas kanseri belirtileri,pankreas kanseri tedavisi
Pankreas Kanseri Nedenleri, Görülme sıklığı
Eşlik eden durumlara rağmen etyoloji bilinmemektedir.
Eşlik eden durumlar : ırk , diabetes mellitus ( şeker hastalığı ) , tütün , çevresel ve mesleki faktörler ve gıdasal lipidler
İlginç olan , tütün kullanımının etkisi ile ilgili bulgular düzenlendiğinde pankreatit , alkol ve kahve arasında birliktelik görülmemiştir.

pankreas kanseri
Risk faktörleri :
Çok muhtemel : ırk, diabetes mellitus, tütün
Muhtemel : çevresel / mesleki durumlar , gıdasal lipid
Pankreas kanseri erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir.
Ortalama yaş erkeklerde 63 , kadınlarda ise 67 dir.
İnsidans/ prevalans : Her yıl yaklaşık 28.000 yeni olguya tanı konulmaktadır. Etnik gruplar arasında değişimler vardır. Siyah ırk ve havaililerde sıktır.
Korunma: Tütün kullanımı engellenir ( sigara bırakılmalıdır ).
Belirtiler: Kilo kaybı ( %90 ), ağrı, iştahsızlık, kaşıntı, diabetes mellitus, malnütrisyon, karaciğer büyümesi, palpabl ( ele gelen ) safra kesesi, karında hassasiyet, kitle, assit ( karın boşluğunda sıvı birikmesi )
Tanı
Tripsinojen düzeyi , glukoz testi , amilaz, üst sindirim sistemi grafisi. Bilgisayarlı tomografi : tanı koymak için çok yararlı bir yöntemdir ; radyolojik incelemeden çok daha hızlı ve etkin bir görüntü sağlar. Ultrasonografi, ERCP ( endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi ), PTC ( perkütan transhepatik kolanjiografi ), anjiografi, biyopsi, özofagogastroduodenoskopi tanı koymakta kullanılan diğer yöntemlerdir.
pankreas kanseri tedavi
Pankreas tümörlerinde cerrahi tedavi uygulanarak pankreasın bir bölümü çıkarılabilir.
Tümör gövde ve kuyrukta yer alıyorsa cerrahi girişim zor değildir ; pankreas başı tümörlerinde ise pankreas başının yanısıra safra kesesinin , onikiparmak barsağının ve midenin bir bölümünün de çıkarılması gerektiğinden tedavi daha karmaşıktır. Daha sonra , sindirim kanalının bütünlüğünü korumak için sağlam kalan safra yolları ile pankreas yollarının sindirim kanalına boşalmasını sağlamak gerekir.
Radyoterapi ve kemoterapi önerilebilir.Ancak bu uygulamalar bu güne kadar radikal bir sonuç vermemiştir.Onkoloji doktorlarının çok zor durumda kaldığı bir sorundur.Kısa süre içerisinde tümör büyüyerek safra yolunu tıkayıp karaciğeri devre dışı bıraktığından,alınan besinlerin karaciğerde değerlendirilerek 12 parmak barsağına gönderildiği noktada tıkanma olduğundan karaciğer ve safra kesesi devre dışı kalıp,billuribin kana geçmektedir.Bunun sonucunda kanın yapısı bozularak beyinsel ve tüm organsal faaliyetlerde aksamalar meydana getirdiği gibi,tüm deri rengini de sarı renge boyamaktadır.Bu durumda yine zaman kazanmak ve safra yollarının sindirim kanallarına boşalmasını sağlamak için ameliyatla drenaj açılmaktadır.Bu da elbette bir çözüm olmamaktadır.
Prognoz/Hastalığın gidişi
Klasik tedavilerle,üç yıllık yaşam oranı ( survi ) %2,5 ; beş yıllık yaşam oranı %1 dir.
Potansiyel olarak tedavi edilebilen hastalıklarda cerrahiyi takiben , beş yıllık yaşam oranı yaklaşık % 4 tür.
Komplikasyonlar ve Riskler
Ağrı
Sarılık
Malnütrisyon
Diabet
Aşağıdaki belirtiler olduğunda tanı için mutlaka doktorunuza başvurun
Sürekli karın ağrısı , iştahsızlık , yorgunluk , sırt ağrısı.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Prostat Kanseri Nedir, Prostat Kanseri Nasıl Oluşur,Prostat Kanseri Tedavisi!
PROSTAT KANSERİ NEDİR VE BU SORUNDAN TAMAMEN NASIL KURUTULABİLİRSİNİZ?
prostat kanseri
Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika’da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.Yine Amerika’da her yıl 200.000 yeni hasta ve 38.000 ölüm saptanmaktadır.
Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.
Prostat mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde birbezdir.
Prostat ejekulasyon esnasında spermin dışarı atılması için gerekli akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılar. Ejakulatın içinde yer alan sperm testislerde yapılır, vas deferens adı verilen tüpler tarafından taşınır. Bu esnada prostattan bu katkı maddelerini alır ve penise ulaşarak dışarı atılır. Prostatın arkasında ki seminal kabarcıklar bu akışkanın yapıldığı yerdir. Prostata direkt teması ve yakınlığından dolayı kanser bu seminal kabarcıkları ve prostatı saran kapsülü de etkileyebilir. Bu durumda ameliyat kanseri yok etmek açısından pek faydalı olamayabilir. Rektuma olan komşuluğundan dolayı Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilen iyi bir muayene usulüdür.
NEDENLER
Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Ancak bazı faktörlerin kansere yakalanma riskini arttırdığı bilinmektedir.
Birinci faktör ailede prostat kanseri hikayesinin bulunmasıdır.Babasında veya kardeşinde prostat kanseri bulunan bir kişinin kansere yakalanma riski iki katartmaktadır.
Yaşlı kişiler daha büyük risk altındadırlar.Prostat kanseri tanısı konmuş kişilerin 3/4 ü 65 yaş ve üzerindedir.
Afrikalı-Amerikalılarda daha sık görüldüğü söylenmektedir.
Prostat kanseri ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır.Kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi buna delil olarak gösterilmektedir.
Östrojen hormonu (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski azalmaktadır.
Çevresel faktörler riskin artmasında rol oynar. Asyalı lar prostat kanseri riski açısından daha şanslıdırlar. Japon erkeklerinde prostat kanseri görülme riski Amerikalı’lardan yaklaşık 40 kez daha azdır. Ancak ilginç olan konu Amerika’ya göç etmiş Asyalılarda riskin arttığı görülmüştür. Bu da çevre ve beslenme faktörlerinin önemini göstermektedir.
BELİRTİLER
Prostat kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez. İyi bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) adı verilen bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce erken evrelerde tanısı konulabilir.
İleri evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı idrar yapamama, idrar veyasemen sıvsında kan görülmesi gibi bulgular verebilir. Ayıca ağrı ve empotansgibi bulgular da verebilir.
Hastalığı önlemenin kesin yolları bilinmemekle birlikte sağlıklı yaşam içingerekli genel kuralları ( egzersiz ve düşük yağlı diyet) uygulamak yararlı olabilir
TANI
Prostat muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Rektumdan yapılan muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler olarak ele gelir.
Prostate Specific Antigen (PSA) testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanisinda yeni bir çag açilmistir. Bu test ile kanser henüz bulgu vermedigi çok erken asamalarda dahi taninabilmektedir.
Prostate Specific Antigen (PSA) prostat bezi tarafindan yapilan ve semen sivisinin yapisinda olan küçük bir protein molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya çok düsük seviyelerde bulunur. Ancak prostat kanserlerinde PSA nin kan düzeyleri çok yükselir. Bazı kanser dışı durumlarda da PSA da yükselmeler görülürse de bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmelerdir. Bu durumları ayırt edebilmek için PSA dayükselme saptayan doktor tekrar test isteyebilir. 4-10 ng/ml arasında çıkan ortadüzeydeki PSA seviyeleri üroloji konsultasyonu gerektirir. 10 ng/ml üzerindekiseviyelerde ise ürolojist tarafından biopsi konusunda değerlendirilmelidir.
Prostat Kanserlerinin % 5-10 kadarında PSA yükselmeyebilir. Bu sebeple rektal muayene ve PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar. Sadece biri yeterli olamaz.Bu yöntemlerden herhangi birinde prostat kanseri şüphesi olursa Ürolog Doktorunuz biopsi isteyebilir. Biopside ultrason eşliğinde rektumdan prostata bir cins iğne ile girilerek mikroskop ta incelenmek üzere parça alınır. Kanser tanısı konulursa kanserin ilerleme derecesi Gleason Score ile evrelendirilir.Bu skala doktorunuzu hastalığın gidişi, tedavisive ne kadar yayıldığı hakkında bilgilendirir. 10 en yüksek evredir ve hastalığın kötü olduğunu gösterir.PSA düzeyindeki yüksekliklerde hastalığın evresi hakkında fikir verebilir. Genellikle 6 ve üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi kanserin prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.
Kanser aynı zamanda klinik evrelemeye de tabi tutulur. Klinik evrelemede çeşitliyöntemler kullanılır. En çok kullanılan T1-T4 evrelemesinde:
* T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
* T3 de yakın dokulara da metastaz (yayılım)yapmıştır.
* T4 de ise uzak organlara da yayılım vardır.
Eski ancak hala kullanılan bir sistem de ise:
* Evre A ve B de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
* EvreC de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
* Evre D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.
Doktor bunlardan başka uzak metastazları da araştırmak için kemik taramaları,röntgen, MR, BT gibi tetkikler isteyebilir.
ŞU ANDA UYGULANAN KLASİK TEDAVİSİ
Tedavide hastanın yaşı, kanserin ilerleme düzeyi, hastanın genel sağlık durumu, gibi çeşitli etmenler göz önünde tutulur.
Radyasyon Tedavisi (Dışarıdan Işın Tedavisi): Sadece prostatta sınırlı kalmışkanserlerde ameliyat ve radyasyon tedavisi eşit iyileşme sağlar. Son 20 yıldır geliştirilen radyoterapi tetkikleri komplikasyonları en aza indirmiştir.Genellikle iki ay boyunca günlük dozlarda radyasyon verilir ve iyi tolere edilir.Anestezi ve hastanede yatmayı gerektirmez.Ağrı hissedilmez. Herbir tedavi sadecebirkaç dakika sürer. Tedaviden sonra hastalar günlük aktivitelerine devam edebilirler.
Radikal Prostatektomi: Prostat ve bağlı seminal kabarcıklar beraberce ameliyatla alınırlar.Bir kaç gün hastanede yatmayı gerektirir. Genel veya Lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat sonrasında bir miktar sonda taşımak gerekebilir.Radikal Prostatektomi de amaç kanserli dokunun tamamını alabilmektir. Eğer bu başarılabilirse o zaman başka tedaviye gerek duyulmaz. Ancak bazen açıldıktan sonra kanserli dokunun prostat dışında lenf bezlerine veya çevre dokulara da genişlemiş olduğu görülebilir. Böyle durumlarda kanserli dokunun tamamı alınamaz ve ameliyat sonrası radyasyon tedavisine ihtiyaç duyulabilir.
Radyasyon Tedavisi (Brachytherapy): Dışarıdan verilen radyasyon tedavisi de radikal prostatektomi de hastalarda ereksiyon yeteneğini sınırlarlar. Bunu engellemek için Brachytherapy adı verilen bir radyasyon tedavisi yöntemi kullanılır. Karın içine leğen kemiğinin dibine, rektumun önüne, testislerin gerisine konan metal kateterler ile radyoaktif madde öldürülmek istenen kanserli dokuya verilir.Böylece çevre dokulara verilecek ışın dozu azaltılarak ereksiyonu sağlayacaksinir ve damarlarda daha az hasar neden olunur.Çok sık uygulanan bir tedaviseçeneği değildir.
Hormon Tedavisi: Kanser prostat dışına da yayılmışsa genellikle hormonal tedaviuygulanır. Hormon tedavisinin hedefi testislerden erkeklik hormonu salınımını baskılamaktır. Çoğu zaman erkeklik hormonunun baskılanması ile prostat kanserindekigelişme durdurulabilir. Bu tedavinin en kolay ve en hızlı yolu testislerin alınmasıdır. (kastrasyon, kısırlaştırma) Ancak genellikle günlük ağızdan alınan ilaçlar yada aylık veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu tedavide terch edilir.
Bu tıbbi tedavilere karşın klasık tıpta prostat kanserinin kalıcı tedavisi yoktur.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Karaciger Kanseri Nedenleri,Karaciger Kanseri Nedenleri Teshis,Karaciger Kanseri Tedavisi
Karaciğerin primer (kendine has) malign (kötü huylu) tümörleri, bir başka deyişle kanserleri şunlardır: Hepatosellüler karsinom, intrahepatik kolanjiosellüler karsinom, hepatokolanjiokarsinom, hepatoblastom, anjiosarkom, epiteloid hemanjioepitelioma ve diğer sarkomlar (leiomyosarkom, rabdomyosarkom, indiferansiye embriyonel sarkom). Karaciğer kanserlerinin tümüne yakınını hepatosellüler karsinom (HSK) ve intrahepatik kolanjiosellüler karsinom oluşturur.

karaciger kanseri resimleri
1- Hepatosellüler Karsinom (HSK) :
Karaciğerin en sık (%75) rastlanan primer tümörüdür. Diğer adı hepatomadır. Erkeklerde kadınlardan 5 misli daha fazla görülür. En sık 40-60 yaşlardadır. Kısacası en fazla orta yaş erkeklerde görülür. Dünyada en fazla Güneydoğu Asya ve Güney Afrika’da görülür. ABD’de ise seyrektir; tüm kanserlerin ancak %2,5′udur.
Etyolojisi bilinmemektedir. Ancak HSK için bazı risk faktörleri mevcuttur: Siroz HSK’li olguların büyük çoğunluğunda (%75-95′inde) risk faktörüdür. Hepatit B enfeksiyonu siroza neden olarak dünyadaki en önemli HSK sebebidir. Hepatit B enfeksiyonu olanlarda olmayanlara göre 20-200 kat daha fazla HSK oluşur. Ayrıca siroz yapan bütün hastalıklar, hepatit C enfeksiyonu, alkol kullanımı, vs. hastalıklar HSK’a yol açabilir.
Postnekrotik sirozlar, alkolik sirozlar, hemokromatosis, alfa-1-antitripsin eksikliğinde kanser olma riski yüksektir. Primer bilier siroz, kardiak siroz, Wilson hastalığında da orta derecede risk vardır. Aspergillus flavus adlı mantar tarafından üretiien Aflatoksin ile kontamine olmuş tahıl ve yer fıstığı yeme sonucu Aflatoksin alınmasıyla HSK gelişme riski vardır. Uzun süreli androjen kullanımında da HSK sıktır. Şistozomiazis ve klonorşiazis denen parazit hastalıklarının sık görülmesi de risk faktörüdür.
Klinik bulguları: Hepatomegali (karaciğer büyümesi) Karaciğer üzerinde üfürüm ve frotman olması Assit (karında sıvı birikmesi). Assit hastaların yarısında kanlıdır. Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, karın ağrısı (her 3 hastadan birinde) Sirozu olan stabil bir hastada kliniğin aniden bozulması ve ALP artışı Karında kitle olması ve karında sağ üst kadranda ağrı ise karaciğer kanserinde en sık doktora başvurma sebepleridir.
Tanı : ALP (alkalen fosfataz) belirgin ölçüde artar. Transaminazlar ise (SGOT ve SGPT) hafif artar. AFP (alfa feto protein) artar. Galyum sintigrafisi (fokal dolma defekti olur). Ultrason ile kitle görülebilir, portal vene kitlenin invazyonu gösterilir. BT’de (bilgisayarlı tomografi) kitle görülür. Anjiografide hipervasküler ve tümör kızarıklığı gösteren kitle görülür. Karaciğer biyopsisi yapılarak kesin teşhis konur.
Tedavi : Etkin bir tedavi yoktur. Tanıyı takiben ortalama yaşam süresi 6 aydır. Tümör karaciğerin tek bir lobunu tutmuşsa o lob ameliyatla çıkartılır. Bu şekilde hastaların %10′u en az 5 yıl yaşama şansına kavuşur. Lezyon bir odağa lokalize ve 3 cm’den küçük ise tümör çıkartıldıktan sonra hastaların yarısında kanser tekerrür etmez. Ana damarlarda tutulum yoksa karaciğer nakli ve kemoterapi denenebilir. Karaciğer kanserinde (HSK) radyoterapi ve kemoterapi tedavisi ile genellikle başarılı sonuçlar alınamaz. Bazı vakalarda radyoaktif işaretli transferin tedavisi yarar sağlamaktadır.
Metastaz : % 50 olguda metastaz (tümörün başka bir dokuya yayılması) olur. En çok hiler lenf ganglionlarına ve akciğere metastaz yapar.
2- İntrahepatik kolanjiosellüler karsinom :
Karaciğer içi safra kanallarının kanseridir. Karaciğer içi safra kanallarının herhangi bir yerinde oluşabilir. Karaciğerin hilusu veya periferik kısımlarında gelişebilir. Karaciğer primer tümörlerinin % 8-25′ini oluşturur.
Etyoloji : Nedeni büyük ölçüde bilinmemektedir. Hastaların % 10′unda tümör şu etmenlerle ilişkilidir: Kronik ülseratif kolit (tipik olarak primer sklerozan kolanjit ile birlikte oluşur), Caroli hastalığı (idiopatik intrahepatik safra kanalları genişlemesi), konjenital hepatik fibrozis, klonorşiazis, opistorşiazis, hemokromatozis, thorotrast uygulanması, vs. Bu tip kanserlilerin %10′unda siroz vardır. Ancak intrahepatik kolanjiokarsinom’un Hepatit B ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Klinik bulguları : Karın ağrısı, halsizlik, ateş ve kilo kaybı olur. Tipik olarak 50-70 yaşlarında görülür.
Tanı : Ultrason, BT, ALP artışı ve biopsi (patolojik tanı).
Tedavi ve prognoz: Hastaların çoğu tanı konulduktan sonra en fazla 1 yıl yaşar. Tümör çıkartılırsa bu süre biraz daha uzayabilir.
Metastaz : % 75 olguda metastaz olur. En çok lenf ganglionlarına, periton yüzeylerine ve akciğere metastaz yapar.
>>>
3- Hepatokolanjiokarsinom :
Bu tümörler hepatosellüler ve safra kanalı farklılaşması gösterir. Karaciğer primer tümörlerinin %5 ‘inden azını oluşturur. HSK’a benzer belirtiler olur.
4- Hepatoblastom :
Çok nadirdir. Çocuklarda en sık görülen karaciğer primer tümörüdür.Genellikle 3 yaşından önce oluşur. Erkeklerde kızlardan 2 misli daha fazladır. Doğuştan anomaliler ve hemidistrofi ile ilişkilidir.
En sık belirtiler (hepatomegali nedeniyle) karında kitle, büyüme geriliği ve kusmadır. Serum AFP değeri olguların %85′inde yükselir ve oldukça yüksek değerlere ulaşır.
Hepatoblastom soliter, iyi sınırlı, grimsi esmer renkte bir kitle şeklinde görülür. Değişik şekillerde olabilir. Ortalama lezyon çapı 10 cm dir. Bazen 20 cm ye kadar olabilir. Nekroz ve kanama sıktır. Siroz oldukça enderdir.
Tedavinin başarısı tümörün (hastaların %75′inde gerçekleşebilen) tamamen çıkartılmasına bağlıdır. Tümörün tamamen çıkartıldığı hastaların yarısı nda hayatta kalma süresi uzar. Ameliyattan önce kemoterapi uygulanarak tümörü çıkarılamayan hastalara da ameliyat olanağı sağlanabilir. Tümüyle fetal kaynaklı olan tümörler en iyi prognoza sahiptir, saf anaplastikler ise en kötü prognozlu olanıdır.
Olguların yarısında metastaz olur. Metastazları genellikle hiler lenf ganglionlarına ve akciğere yapar.
5- Anjiosarkom :
Genel anlamda karaciğer sarkomu enderdir. Karaciğer sarkomunun en sık görüleni ise anjiosarkomdur. Tipik olarak 50-70 yaşlarındaki erkeklerde görülür.
Etyoloji : Vinil klorid, arsenik ve Thorotrast (artık kullanılmayan bir radyolojik kontrast madde), anabolik steroid kullanımı ile yakın ilişkilidir. Tümör, bu maddelere maruz kalmadan 10-25 yıl sonra ortaya çıkar.
Klinik bulgular : Karın ağrısı, halsizlik, kilo kaybı, karında kitle bu hastaların en çok başvuru sebebidir. Hematolojik bozukluklar (anemi, DIC vs) sıktır.
Tanı : Ultrason ve BT’de kitlenin görülmesi, ALP atışı, anjiografide defektin gösterilmesi ile tanı konur. Kesin tanı için gerekli olan biyopsi açık yöntemlerle alınır. Zira kapalı karaciğer biyopsisi sonrası öldürücü kanama olabilir.
Patolojik bulgular : Olguların %75′inde çok sayıda tümör odağı karaciğerin her iki lobunu tutar. Odaklar tek tek, süngerimsi yapıda ve kanamalıdır; büyüklükleri farklıdır.
Tedavi ve prognoz : Yararlı hiçbir tedavi bulunamamıştır. Hemen hemen tüm olgular tanıdan sonraki 2 yıl içinde (karaciğer yetmezliği ve karın içi kanama nedeniyle) ölürler.
Metastaz : Olguların %60′ında metastaz olur.
6- Epiteloid hemanjioendotelyoma :
Ender görülen bu tümörün etyolojisi bilinmemektedir. Kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Prognozu biraz daha iyidir; 5 yıllık survi (sağkalım) %30′dur. Yakın geçmişe kadar yapısı nedeniyle yanlışlıkla kolanjiokarsinom olarak tanı konulurdu.
7- Diğer sarkomlar :
Leiomyosarkom ve rabdomyosarkom gibi çeşitleri vardır. Oldukça enderdir. Bunlardan indiferansiye (embriyonel) sarkom erişkinlerde ender görülür ama çocuklardaki karaciğer tümörlerinin ancak %10′unu teşgil eder.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com