Bebeklerde şaşılık tedavisi
Yeni doğan bebeklerde çok sık görülen şaşılık basit yöntemlerle anlaşılır
İlk 3 ile 5 aylık dönemlerinde bebeklerin göz kasları yeterince gelişmediği için bazen gözlerde kayma görülebilir.
Eğer kayma birkaç haftadan uzun sürdüyse veya ilk 6 ayda göz kayması yaşamayan çocuk daha sonraki dönemde bu sorunu yaşıyorsa mutlaka doktor muayenesi gerekir.
Göz kayması fizyolojik sürecin doğal bir basamağı olabileceği gibi, göz kaslarındaki anatomik bozukluktan veya gözdeki bir hastalıktan kaynaklanıyor olabilir. Bebekte şaşılık genellikle doğumdan hemen sonraki günlerde ya da 2 ile 3 yaş arasında ortaya çıkar. Daha geç yaşta şaşılık görülme oranı oldukça düşüktür.
Bebeğiniz üç aylık veya daha büyükse, şaşı olup olmadığını anlamak için basit bir egzersiz uygulayabilirsiniz:
Elinize renkli bir oyuncak alın ve çocuğun göz hizasında, gözlerine 20 santimetre uzaklıkta tutun. Oyuncağı yukarı aşağı ve sağa sola hareket ettirirken çocuğun gözlerinin bu harekete nasıl tepki verdiğini gözlemleyin. Çocuğun iki gözü de oyuncağı aynı hareketlerle takip ediyorsa şaşılık olmadığı görülecektir.
Ancak göz kaymasını yoğun yaşayan çocuklarda, sonradan geçebileceği düşüncesiyle doktor kontrolü ertelenmemeli, en erken tarihte tedaviye başlanmalıdır.
Kaynak : internethaber.com
Bu lensler göz sağlığını tehdit ediyor !
Uzakdoğu’dan ithal edilen ve merdiven altı üretim lensler kör edebilir
Uzakdoğu ve Asya ülkelerinden ithal edilen ve sağlıksız ortamlarda üretilen pekçok tıbbi malzeme sağlığı tehdit ediyor. Bunlardan biri de göz sağlığını tehdit eden lensler.
Uzakdoğu, Hindistan ve Nepal’den ithal edilen merdiven altı lenslerde dikkat! Bu lensleri kullanan pekçok kişinin gözü hasar görürken, kullanımını engelleyen hiçbir yasak bulunmuyor.
Sabah’ın haberine göre, Pakistan, Nepal, Hindistan ya da Uzakdoğu’dan Türk pazarına giren tıbbi ürünlerin çoğu yeteri kadar kaliteli değil, sterilliği bile tartışılıyor. Ancak ucuz olduğu kesin, bu nedenle tercih ediliyorlar. Avrupa Onay Belgesi CE’yi almaları bunların Türkiye’de kullanılması için yeterli oluyor. Ve kolaylıkla CE alabiliyorlar. İşte hayatımıza giren gözümüzün içine takılan, kalbimize konulan, yüzümüze uygulanan bu maddelerin markalarıyla ilgili yaşanan sorunlar. Sağlığınızın markasını sorun.
Merdiven altında üretilip CE belgesi alan göz içine yerleştirilen lensler Türkiye’ye giriyor. Hindistan, Pakistan ya da Uzakdoğu’da üretilen ucuz lensler Türkiye’de de hastanelerde doktor tarafından kullanılıyor. Ucuz lensler nedeniyle pek çok göz hasar görürken bu lenslerin kullanımını engelleyen hiçbir yasak bulunmuyor. Katarakt ameliyatı olan binlerce kişi gözüne hangi lensin takıldığını bile bilmiyor. Hastaneler bu lenslerin kimlik kartlarını özel olarak vermek istemiyorlar. Pakistan, Hindistan veya Uzakdoğu’da üretilen bu lensler CE belgesi alıp Türkiye’de kullanılabiliyorlar.
Türkiye’de göz içine yerleştirilen lensler için yalnızca CE belgesi sorgulanırken Amerika’da Amerikan Sağlık Bakanlığı FDA onayı da isteniyor. Bazı hastaneler CE onayını yeterli bulup ucuz lens kullanırken bazıları Amerikan Sağlık Bakanlığı FDA onaylı lensleri tercih ediyorlar. Ancak aralarında büyük fiyat farkı bulunuyor. Kalitesiz lenslerin fiyatları 20 TL’den başlarken FDA onaylı olanları 300 TL’yi buluyor. SGK katarakt ameliyatlarında 400 TL fiyat belirlediği için hastaneler ucuz lensi tercih edebiliyor. Uzmanlara göre göz içine takılan kalitesiz lensler gözün görüntüsünü bozuyor ikinci hatta üçüncü ameliyat şart hale geliyor. Hastalar zarar görüyor bu nedenle davalar açılıyor.
UZAKDOĞU LENSİ GÖZÜME HASAR VERDİ
Ünal Bal: 65 yaşındayım. Geçen yıl namaz çıkışı caminin önüne bir araba yanaştı ve göz taraması yapıldığını duyurdu. Eşime, oğluma kimseye haber veremeden katarakt ameliyatı oldum. Basit bir şey zannettim. İki gün sonra açıldığında çok az görüyordu. Oğlumla birlikte hastaneye gittik, Uzakdoğu’dan gelen kalitesiz lensler kullandıkları için gözüm hasar görmüş. Gözümün yeniden görebilmesi için ona yakın ameliyat oldum. Çok büyük acılar çektim, büyük masraflar yaptım. Ankara 10′uncu İdare Mahkemesi’nde 2010′a 1236 esas sayılı dosyanın mahkemesi hala sürüyor. Benim davam sonuçlanmadan benzer duruma başka insanlar düştü.
SAĞ GÖZÜM ARTIK ÇOK AZ GÖRÜYOR
Mehmet Soydemir: Gözümde katarakt teşhis edildi. Evime yakın diye bir özel hastaneye gittim ve ameliyat oldum. Muayene için 10 TL aldılar, ameliyat için hiç para istemediler. SGK’dan alacaklarını söylediler. Kontrole gittiğimde gözüm hiçbir şey görmüyordu. Dünyam kararmıştı. Başka hastaneye gittim. Bana takılan lensin Uzakdoğu’dan getirilen ucuz lens olduğunu söylediler. Dünyamı kararttılar. Sağ gözüm artık çok az görüyor.
Kaynak : internethaber.com
Çocuklarda miyopi hastalığı
Çocuklarda gizli tehlike olan miyopi nedir ve nasıl anlaşılır?
Miyopu nedir, kaç yaşında başlar, tedavisi nedir? Tüm bu soruların cevabını Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar açıklıyor.
Miyopi günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bir göz kusuru. İstatistiklere göre Avrupa ve Amerika’da toplumun %30-40′ı, Asya’da ise % 70-90′ı miyop.
Miyopi günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bir göz kusuru. İstatistiklere göre Avrupa ve Amerika’da toplumun %30-40′ı, Asya’da ise % 70-90′ı miyop.
Miyopi günümüzde lazerle tedavi ediliyor. Ama ilerlemesini durdurmak konusunda bilim maalesef o kadar fazla yol alamadı.
Miyopi neden olur?
Günümüzde göz kusurlarının oluşumunda kalıtımın ve çevresel etkenlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Miyoplarda göz küresi normalden uzundur. Aşırı okuma ve bilgisayar oyunu oynama gibi aktiviteler miyopiyi başlatan ve/veya artıran çevresel risk faktörleridir.
Miyopi kaç yaşında başlar?
Miyopi doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da (20 yaştan sonra) başlayabilir. Ama okul miyopisi adını verdiğimiz durum, 7-16 yaşları arasında başlar.
Anne- baba gözlük kullanıyorsa, çocukta da mutlaka göz bozukluğu olur mu?
Hayır, bu şart değildir. Ama genetik bir yatkınlık söz konusudur.
Çok ders çalışmaktan veya bilgisayar oyunlarından göz bozulur mu?
Genetik olarak miyopiye yatkın bir çocukta, sürekli yakına bakmak miyopiyi ortaya çıkarabilir.
Miyopinin zekayla ilişkisi olduğu doğru mu?
Pek çok çalışma, miyopların zeka katsayılarının (IQ), miyop olmayanlardan 7-8 puan daha fazla olduğunu göstermiştir. Ailelerde de benzer sonuçlar elde edilmiştir: Miyop kardeşlerin, olmayanlara göre zeka katsayısının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilmektedir: Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor, ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok vakit geçiriyor ve gözde miyopi oluşuyor. Miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuştur.
Gözlükler sürekli takılmalı mı? Takılmazsa ne olur?
Çocukluk ve ergenlik döneminde miyop gözlüklerin sürekli takılması önerilmektedir. Takılmazsa numaraların daha hızlı ilerleyeceği düşünülmektedir.
Numaraların ilerlemesini durdurmanın bir yolu var mı?
İlerlemeyi durdurmada kesin bir metod bulunamamıştır. Farklı çalışmalar, farklı sonuçlar göstermiştir. Kimi göz damlalarının miyopiyi yavaşlattığı iddia edilse de bu yönde yaygın ve kesin bir kanaat yoktur.
Numaralar kaç yaştakiler?
Genellikle 18 yaştakilerde etikili, İlerlemenin en fazla olduğu yaş dönemi kızlarda 9-10 yaş, erkeklerde 11-12 yaş arasıdır.
En erken kaç yaşında göz kusurları için lazer tedavisi olunabilir?
En erken 18 yaşında lazer tedavisi olunabilir ama son 1 yıl içinde numaralar sabit kalmış olmalıdır.
Doğru ve yanlış bilinenler
Yanlış- Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler. (Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalıdır.)
Doğru+ Ergenlik döneminde miyopi için gözlükler sürekli takılmalıdır.
Yanlış- Ergenlik döneminde kontakt lens kullanımı tavsiye edilmez. (Doğrusu: 11 yaşından sonra gençler kontakt lens kullanabilir.)
Doğru+ Çocuklarda yaş ilerledikçe hipermetropi azalır.
Yanlış- Yaş ilerledikçe miyopi azalır. (Doğrusu: Miyopi yaşla azalmaz.)
Kaynak : internethaber.com
Gözler Gençliğimizin Aynasıdır!
İlk yaşlılık belirtilerinin kendini hissettirdiği göz çevresine yapılan müdahaleler, kış mevsiminin gözde estetik operasyonlarını oluşturuyor.
Daha genç görünmek isteyenler, özellikle kadınlar, estetik cerrahların kapısını çalıyor. Yüzün aşağı yukarı üçte birini oluşturan göz çevresi, alın ve elmacık kemiklerine yapılan müdahalelerle genç ve dinamik görünmek mümkün.
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç Dr Ahmet Sönmez, hastanın ihtiyacına göre değişen yöntemlerle özellikle 30-40 yaş grubundaki hastaların mutlu olmasını sağlayacak sonuçlar elde edildiğini ifade ediyor.
Doç Dr Ahmet Sönmez “Aynaya baktığımızda ilk farkedilen yaşlanma belirtileri alındaki ve göz çevresindeki kırışıklıklardır. Genelde otuzlu yaşlarda ortaya çıkan bu kırışıklıkları kırklı yaşlara gelindiğinde göz kapaklarındaki sarkmalar ve torbalanmalar takip eder. Yüzün üst üçtebirlik kısmı, yani alın, göz çevresi, üst ve alt göz kapaklarından oluşan bölüm plastik cerrahlara başvuran hastaların en önemli şikayet nedenlerindendir” dedi.
Doç Dr Ahmet Sönmez kırışıklıklarla mücadelenin kişisel tercihlere göre değiştiğinin altını çizerken, “Kişi bu kırışıklardan rahatsız oluyorsa müdahaleden sonra ortaya çıkan genç görüntüden de hoşlanacaktır” şeklinde konuştu.
Bu bölgeye yönelik estetik müdahalelerin de oldukça geniş bir yelpazede yer aldığını söyleyen Doç Dr Ahmet Sönmez “Alın germe, kaş asma, üst ve alt göz kapağı estetiği, orta yüz germe ameliyatları, botoks ve dolgu maddesi enjeksiyonları genelde kullandığımız yöntemlerdendir. Tüm bu yöntemler hastanın mevcut ihtiyacına göre tek başına veya kombine olarak kulanabiliriz” dedi.
Eskiden uzun ve zahmetli olan alın germe ve kaş asmak operasyonları yerine çoğunlukla endoskopik yöntemleri kullandıklarını ifade eden Doç Dr Sönmez, “Endoskopik yöntemlerle alın kırışıklarını gidermek düşük kaşları yukarı kaldırmak için uzun kesilere ihtiyaç kalmadı. Bu hastaların yüzünde daha az iz kalması anlamına geliyor. Özellikle bayanların kaşlarına daha çekici bir şekil vermek için talep ettiği kaş asma işlemi de yine endoskopik yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Üst göz kapağındaki sarkıklıklar ve torbalanmalar ise lokal anestezi ile giderilebiliyor.”
Özellikle şehrin dinamik insanlarının asık yüzlü görüntüden şikayetçi olduğunu söyleyen Doç Dr Ahmet Sönmez, “Kaş asma ile üst göz kapağı estetiği birlikte uygulandığında hastanın yorgun ifadesini dinamikleştirmek mümkün hale geliyor. Alt göz kapağındaki torbalanmalar ve gevşeklik için son yıllarda önemli konsept değişimi oldu. Eskiden sadece göz kapağını içeren ve yağ çıkarılmasına dayalı teknikler artık giderek daha az kullanılıyor. Bunun yerine hastanın mevcut yağ dokusunun korunduğu ancak yeniden şekillendirildiği ve göz kapağıyla birlikte yanakların da gerdirildiği orta yüz germe ameliyatı daha fazla kabul görüyor. Bu sayede alt göz kapağında daha az komplikasyonla daha kalıcı sonuçlar elde etmek mümkün.” şeklinde konuştu.
Öte yandan alın, kaşların arası ve göz çevresi için hala en tercih edilen yöntem botoks. Bu bölgeler aynı zamanda en sık botoks uygulaması yapılan bölgelerdir diyen Doç Dr Ahmet Sönmez “ Özellikle kaz ayağı denen, göz kenarlarındaki kırışıklıklar için botoks bilinen en etkin tedavi yöntemidir. Yine botoksla kaşları da bir miktar yukarı kaldırmak mümkündür. Bu sayede ameliyatsız ve hızlı çözümler mümkün olurken sağlanan etki geçicidir ve belli aralıklarla tekrar edilmesi gereklidir” dedi.
Kaynak: hastane.com.tr
Kornea hastalıkları
Kornea gözün ön kısmında yer alır ve gözün kırıcılığı en fazla olan kısmını oluşturur.Anatomik olarak beş tabakadan oluşur.En üst tabakası olan kornea epiteli dışında diğer tabakalarında kendi kendini tamir kabiliyeti yoktur,nedbeleşme riski yüksektir.
Muayene:
Yarıklı lamba biomikroskopisi ile genel bilgi elde edilir. Farklı aydınlatma teknikleri ile tabakaları ayrı ayrı incelenebilir.
Belirtiler:
- Ağrı. Enfeksiyon, korneal ödem ve yabancı cisim gibi nedenlerle korneadaki sinir uçlarının uyarılmasına bağlı olarak oluşur.
- Merkezi kornea saydamlığının bozulması sonucu bulanık görme
- Korneal ödem nedeni ile ışığın tayflara ayrılması sonucu beyaz ışığın gökkuşağı gibi renkli görülmesi
- Işığa karşı hassasiyet
- Gözlerde sulanma ve kızarıklık
- Blefarospazm, yani rahatsızlığa bağlı olarak hastanın göz kapaklarını sıkma durumu bulunur.
Kornea Enfeksiyonları
Kornea, sürekli mikroplara ve çevresel etkenlere açık olması nedeniyle, bazı savunma mekanizmalarına sahiptir (Göz kapama refleksi, gözyaşı sıvısı, korneanın en dışındaki epitel hücrelerinin tam ve hızlı rejenere olabilmesi). Ancak bu bariyer bozulur ya da aşılırsa, keratit meydana gelir. Hazırlayıcı faktörlerin bazıları; blefarit, dakriyostenoz, büllöz keratopati, kuru göz, kontakt lens kullanımı, travma ve immünsupresif kullanımıdır.
KERATOKONUS (Korneanın Gelişimsel Anomalisi)
Kornea merkezinin kesifleşmesi ve incelmesi ile seyreden ilerleyici tipte bir hastalıktır. Aileseldir. Karakteristik özellikleri; çift taraflı tutulum,kornea stromasında incelme,öne çıkıntılaşma ve düzensiz astigmatizmadır. Klinik olarak ergenlik çağında belirti vermeye başlar, ilerleme olabileceği gibi durağan döneme de girebilir. sistemik ya da oküler pekçok hastalıkla birlikte ortaya çıkabilir. En belirgin özelliği giderek artan bir sıklıkla gözlük değiştirme ihtiyacı ve kontakt lens kullanım zorluğudur.Teşhis; klinik bulgular ve korneada spesifik topografik değişikliklerin tespitiyle konur. Tedavide sert kontakt lensler, INTACS, keraring ve penetran keratoplasti denenebilir.
Kuru Göz
Göz yaşı sıvısının eksikliğine bağlı gelişen göz kuruluğundan kaynaklanır, 40′lı yaşlardan itibaren sık görülebilen bir hastalıktır. Gözde yanma, kızarıklık, refleks yaşarma ve yabancı cisim hissi olabilir. Tedavisinde suni gözyaşı preparatları, punktum tıkacı ve cerrahi yöntemler uygulanır.
Kornea Depolanmaları
Arkus Senilis (genellikle ileri yaşlarda görülen limbusa yakın bir halka şeklinde yağ depolanmasıdır,görme bozukluğuna neden olmaz). Demir Çizgileri (fizyolojik, pterijium dokusunda,glokom cerrahisi filtrasyon blebinde ve keratokonusta görülebilir)
Kornea Distrofileri
Korneanın değişik katlarında kesifleşmeye yol açan metabolik fonksiyon bozukluğudur.10-30 yaşları arasında görülebilirler.
Kaynak: uzunhayat
Gözde seyirme neyin habercisi?
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş Gazete Habertürk’te bir soruyu yanıtladı:
Sağ gözümün alt tarafında yaklaşık bir haftadır durduramadığım bir titreme (seyirme) var. İnternetten baktığım kadarıyla gözden ziyade sinirle alakalı olduğu söyleniyor. O yüzden branş olarak nöroloji olabilir diye düşündüm. İşim gereği sürekli insanlarla yüz yüze olduğum için her gözüm seyirdiğinde karşıdan özür dilemek zorunda kalıyorum. Ne yapmam gerekiyor? Bana yardımcı olursanız sevinirim.
Gözde seyirme, eğer buna ağızda kayma eşlik etmiyorsa hemen her zaman psikolojik nedenlidir ve buna yönelik tedavi olmak gerekir. Dolayısıyla, önce nörolojik muayene olup bunun nörolojiyle ilişkili bir sağlık sorunu olup olmadığından emin olunmalıdır. Sonrasında gerekiyorsa psikolojik bir neden düşünülüp buna yönelik bir tedavi düzenlenebilir.
Kaynak: haberturk
Katarakt Nedir?
Gözlük numarasındaki hızlı ve ani artışlar, bakılan yerde gölgeler görme, renkleri zor ve soluk algılama kataraktın en önemli belirtileridir.
Katarakt kalıcı körlüğe neden olur mu?
Katarakt şeffaf olan lensin, matlaşmaya başlayarak gözün önünde görme netliğini bozan bir sis perdesinin oluşması gibidir. Gözün bölümleri kamera parçalarına benzer. Gözde de tıpkı kameraların içindeki gibi lensler bulunur. Fotoğraf makinesinin lensi lekeli olduğunda ya da çizildiğinde fotoğrafın bulanık olması gibi, insan gözündeki katarakt sonucunda da lens saydamlığını yitirir. Bu durum görüntüyü bulanıklaştırır ve hastalarda görmede bulanıklara neden olur. Ancak katarakt konusunda bazı yanlış anlamalar vardır. Katarakt göz üzerindeki bir film değildir ve gözü fazla kullanmamaktan oluşmaz. Ayrıca kalıcı körlüğe ve kansere de yol açmamaktadır.
Belirtileri nelerdir?
Kataraktın en önemli belirtisi hastanın görme fonksiyonlarında meydana gelen değişikliktir. Bu değişiklik uzağı görememe, yakını görememe şeklinde olabilir. Ya da daha önce kullanılan gözlüklerle net görememe biçiminde ortaya çıkabilir. Hasta baktığı yerlerde gölgeler görüp, renkleri ayırt edemez. Renkler zor veya mat olarak algılanır; özellikle mavi renk konusunda hasta sorunlar yaşar. Bazı hastaların geceleri şikayetleri daha da artar; görmede zorluk veya gece körlüğü belirgindir. Gece karanlığında araba kullananlarda ışıklar etrafında renkli halkalar oluşur. Bunların yanı sıra çift görme, şekilsiz ve bulanık görme, kontakt lens veya gözlük numaralarının sık sık değişmesi, derinlik hissinin kaybı, göz yorgunluğu ve baş ağrısı gibi belirtiler vardır. Ayrıca bakıldığı yerde siyah lekeler, gölgeler görme gibi şikayetler bize kataraktı düşündürür.
Kataraktı etkileyen faktörler nelerdir?
Diğer göz rahatsızlıkları, şeker, tansiyon gibi bazı hastalıklar kataraktın ortaya çıkışını kolaylaştırabilir. Örneğin; yüksek miyopisi olanlarda katarakt daha fazla görülür. Göz tansiyonu olanlarda veya çiftçiler gibi ışığa maruz kalanlarda katarakt kolay ortaya çıkar. Isı da katarakt üzerinde önemli rol oynaması sebebiyle; fırıncılarda, demir dövme işiyle uğraşanlarda ya da aşırı ısıya maruz kalan mesleklere sahip olanlarda katarakta sık rastlanır. Yapılan araştırmalara göre kadınlarda ve zencilerde katarakt daha fazla görülmektedir.
Göze darbe gelmesi, iğne, çivi, diken batması gibi kuvvetli bir travmanın hemen arkasından katarakt gelişebilir. Travmanın şiddetine göre etkisinde artış olur. Eğer travma büyükse katarakt hızla büyüyebilir.
Normal görme düzeyine sahip görmeyi %100 diye değerlendirirsek, katarakt oluştuğu zaman bu oran %10’a düşebilir. Ama bu kataraktın derecesine göre değişir. Bazen görme kaybı %90’da da kalabilir.
Nasıl teşhis edilir?
Öncelikli olarak hasta detaylı bir muayeneden geçirildikten sonra;gözün bütün bölümleri önden arkaya doğru değerlendirilir. İncelemeler en önde bulunan kornea denilen cam tabakanın incelenmesinden başlayarak arkasında bulunan göz merceğinin incelenmesiyle devam eder. Gözün renkli kısımları ise ilaçlarla genişletildikten sonra, göz merceği detaylı olarak muayene edilir. Hastalardaki görme azlığının altında yatan sebepler araştırılarak rahatsızlığın katarakt olup olmadığı kesinleştirilir.
Her katarakt hastası mutlaka ameliyat olmalı mı?
Burada önemli olan kataraktın kişinin araba kullanmasını, gazete okumasını engelleme durumudur.Bazı hastalarda katarakt sadece %10 görme sorunu olsa bile günlük hayatı etkileyebilmektedir.
Ameliyatta FAKO denilen yöntem kullanılmaktadır. Bu tedavinin özelliği; yaklaşık 3 milimetrelik bir keseden göz içine girilerek özel ses dalgalarıyla çalışan bir aletle gözün içinde saydamlığını kaybetmiş,sertleşmiş kataraktın parçalanmasıdır. Daha sonra küçük bir çubuk yardımıyla parçalanan saydam tabakanın fazlalığı emilir. Emilme işleminden sonra içi boşalmış bir kese kalır ve bu keseye katlanabilir, özel mercekler yerleştirilir. FAKO yönteminin en büyük avantajı erken dönemde görme netliğini sağlamasıdır.
Kaç çeşit anestezi yöntemi kullanılmaktadır?
Genel anestezi, lokal anestezi ve damla anestezi olmak üzere üç çeşit anestezi yöntemi kullanılır. Hastalarımızın %90’ında çok pratik bir yöntem olan damla anestezi yöntemi kullanılmaktadır. Bu anestezi türünde göze damla damlatılarak gözün uyuşması sağlanır. Bazı hastalarda gözün etrafına birkaç tane iğne yapılarak uygulanan lokal anestezi tercih edilir. Daha genç hastalarda ise genel anestezi uygulanmaktadır.
Ameliyat süresi nedir?
Normal bir FAKO ameliyatı yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Ameliyat öncesinde detaylı bir inceleme yapıldığı için hastaların en az yarım günlerini ayıracak şekilde hastaneye gelmeleri gerekir.
Hasta ameliyattan sonra neler yapmalı?
Hastanın gözü, herhangi bir enfeksiyon riskine karşı ameliyatın ertesi günü yapılan pansumana kadar mutlaka kapalı kalmalıdır. Ameliyattan bir saat sonra hasta kendisini iyi hisseder ise taburcu edilir. Hastanın ertesi güne kadar herhangi bir ilaç kullanmasına gerek kalmadan sadece bazı ağrı kesicileri alması yeterli olur. Taburcu olan hasta bir gün sonra hastaneye gelir ve gözü açılır, ilk damlaları koyulduktan sonra hastaya ilaçlarını nasıl kullanacağı hakkında bilgi verilir.
Birinci hafta göze, kirli elle dokunulmaması, sabunlu su kaçırılmaması, gözün şiddetli bir şekilde ovulmaması gerekir. Ameliyat sonrasında gözde meydana gelen sulanmalar göze yakın bir yerden değil de yanaktan silinmelidir. Bir hafta boyunca hasta banyo yapmaktan kaçınmalıdır.
Kataraktın başarı oranı?
Görmenin artışı, görme derecesine bağlı olarak değişmektedir. Hastanın ameliyat öncesi görmesi çok düşük ise, örneğin %10’a kadar düşmüş ise ameliyat sonrası %60-70’lere kadar çıkabilmektedir.
Kaynak: doganhastanesi
Lens kullanırken dikkat!
Günümüzde görme bozukluğu olan kişilerin büyük çoğunluğu kontakt lens kullanmayı tercih ediyor.
Peki kontakt lens kullanırken nelere dikkat etmek gerekir veya herkes lens kullanabilir mi? İşte bu soruların cevabını Doç. Dr. Ateş Yanyalı’dan öğrendik.
Günümüzde görme kusurlarının düzeltilmesi kadar, kozmetik amaçlı da kullanılan kontakt lensler birçok kişinin günlük hayatının vazgeçilmez bir parçası olmuş durumda. Özellikle son 20 yıldır gelişen teknolojiler sayesinde, eskiden kullanım alanı kısıtlı olan kontakt lensler herkesin ihtiyacına cevap verecek şekilde üretilmeye başlandı. Artık, gözlük kullanmak istemeyen ve göz yapısı uygun olan herkes kontakt lens kullanabilir.
Kontakt lens kullanımında yaşanan sorunların temelinde kontrolsüz lens kullanımı gelmektedir. Göz doktoru muayenesi yapılmadan, lens uygunluğu denenmeden kullanılan lensler kişilerin birçok sorunla karşı karşıya kalmasına neden olabilmekte. Sadece ilk kullanımda değil lens kullanıcılarının düzenli olarak senelik muayeneleri yaptırmaları da çok önemli. Her ne kadar ileri teknoloji ile üretilse de kontakt lensler vücut için bir yabancı cisim olduğundan bunun meydana getirebileceği problemler olabilmektedir. Bu kurallar zincirinde oluşan aksamalar göz enfeksiyonlarından alerjilere, kornea zedelenmelerine kadar birçok problemi meydana getirebilmektedir.
Kozmetik Lensler
Özellikle bayanların tercihi olan numarasız kozmetik lensler genelde kontrolsüz olarak uygulanmakta ve kullanılmaktadır. Oldukça sık karşılaşılan sorunlardan biri renkli lenslerin arkadaşlar arasında değiş tokuş yapılarak, başkasına ait lenslerin takılması ve buna bağlı olarak bazı göz enfeksiyonlarının ortaya çıkmasıdır.
Kontakt lens kullanan kişilerin makyaj konusunda bazı kurallara dikkat etmeleri gerekmekte. Önce lensler takılmalı ve sonra makyaj yapılmalıdır. Kullanılan göz ürünlerinin krem tarzı olması lense gelebilecek yabancı maddeleri azaltır. Göz kalemi kullanılırken iç kısma uygulanmaması tercih edilmelidir. Rimel kullanılırken lense değmemesine dikkat edilmelidir. Makyaj temizlenmeden önce lensler çıkartılmalı ve makyaj daha sonra temizlenmelidir.
Lens Kullanırken Dikkat!
Kontakt lens kullanırken kaşıntı, batma, yanma, yabancı cisim hissi, aşırı sulanma, normal olmayan bir göz akıntısı varsa lensler hemen çıkartılmalıdır. Lens çıkartıldığında şikayetler yok oluyorsa bu şikayetlerin lensteki bir hasardan meydana gelmiş olma ihtimali yüksektir. Lensin temizleme solüsyonu ile yıkanıp bir yıpranma var mı kontrol edilmesi, eğer yıpranma varsa lenslerin kullanılmaması ve değiştirilmesi gerekir. Eğer lens çıkartıldığında şikayetler geçmiyorsa mutlaka bir göz doktoruna başvurulmalıdır, bu şikayetler ciddi bir göz probleminin başlangıcı olabilir. Lens kullanırken bazı kişilerde kuruma hissi olabilmektedir. Bu ortam hava şartları ile ilgili olabilir. Bu kişiler lens üzerinden kullanılan suni gözyaşı damlalarını kullanabilirler.
Kontakt lens kullanımında en büyük sorun bilinçsiz kullanımdır. Doktorunuzla bağlantıda olarak, kurallarına uygun lens kullanmanız görme kalitenizi artırır.
Kaynak: milliyet
Göz Sağlığı İçin Bazı Öneriler
Kışın cilde, saçlara önem veriliyor. Cildin kurumaması ve soğuktan etkilenmemesi için kozmetik ürünler kullanılıyor. Saçların dökülmemesi ve kırılmaması için bakım yaptırılıyor. Ancak en hassas organ olan gözlere ise gerekli özen gösterilmiyor. Oysa soğuk ve karlı havalar gözleri de olumsuz etkiliyor. Zarar görmesinden en çok korkulan organ olmasına karşın, gözle ilgili olarak neredeyse hiçbir koruyucu önlem alınmıyor.
Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi c Uzmanı Op. Dr. Gülbin Saltık kış aylarında konjonktivit, kuru göz gibi rahatsızlıklardan kar körlüğüne kadar birçok tehlikenin kişileri beklediğine dikkat çekiyor.
VİRÜSLER TEHLİKELİ
Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların arttığı bir gerçek. Virüslerden etkilenen organlardan biri de göz. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının artış gösterdiği dönemlerde viral konjonktivitin görülme sıklığı artıyor. Dr. Saltık konuyla ilgili şunları söylüyor: “Konjonktivit, genel anlamıyla göz iltihabı demektir. Etkenlerine göre bakteriyel, virütik, alerjik gibi değişik tipleri vardır.
Adenovirüse bağlı konjonktivit, çok kolay bulaşabilen bir hastalık olduğu için birdenbire ve salgın halinde ortaya çıkabilir. Okullar, kalabalık iş yerleri bu açıdan risk altındadır.”
Hastalıktan korunmak için gözlerimizi sürekli oynayıp kaşımamak, havlu, yastık kılıfı, mendil gibi kişisel eşyalarımızı ayırmak ve başkalarının eşyalarını kullanmamak, özellikle çocuklarımızı bu konuda eğitmek gereklidir. Ancak belirtileri tanıyarak, geç kalmadan hekime başvurmak gerekiyor.
Gözlerde sulanma, kızarıklık, çapaklanma, sulu ve beyaz bir akıntı, ışıktan rahatsız olma başlıca belirtilerdir. Dr. Saltık, semptomların alerjik konjonktivitle karıştırılabildiğine dikkat çekerek şöyle devam ediyor: “Bu karışıklık sebebiyle hastalar yanlış ilaç kullanabiliyor. Bu da iyileşme sürecinin uzamasına neden olur. Tedavide hastalığın durumuna göre damla ve pomatlardan faydalanılmaktadır.
GÖZ KURULUĞUNU ÖNEMSEYİN
Kış mevsimi boyunca yeterli havalandırılmayan ofisler, sürekli yanan kaloriferler, çalışan klimalar, bilgisayarlar gözün en büyük düşmanı. Özellikle bilgisayarları yoğun olarak kullanan bankacılar, gazeteciler, grafikerler, borsacılar, öğretmenler, öğrenciler göz kuruluğu riski ile karşı karşıya kalıyorlar.Kuru göz rahatsızlığı, teknolojinin gelişmesiyle paralel artış gösteren, gelişmiş toplumlarda sık görülen yaygın bir rahatsızlık türüdür. Bu konuda Dr. Saltık şunları söylüyor:
“Kapalı ortam ve kaloriferler havayı bozan etkenlerdir. Konsantrasyon gerektiren işlerde çalışanlar ise bilgisayar başında yeterli sayıda göz kırpma işlemini gerçekleştiremezler. Bu iki etmen gözlerde göz kuruluğuna sebep verir.”
Gözlerde batma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğuna karşı alınabilecek çok basit önlemler var. Ofisin havalandırılması, ortam havasının nemlendirilmesi ve eczanelerden rahatlıkla temin edilebilen suni göz yaşını gözün ihtiyacına ve doktorunuzun önerisine göre kullanmak göz kuruluğunu gidermede etkili bir yol.
KIŞIN DA GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN!
Yazın birçok kişi güneşin zararlı etkilerinden korunmak için güneş gözlüğü kullanıyor. Kış geldiğinde de güneş gözlükleri çekmecelere kaldırılıyor. Oysa bu son derece yanlış. Yaz, kış demeden güneş gözlüğü kullanma alışkanlığını yitirmemek gerek. Dr. Saltık kışın göz ve göz çevresinin soğuk ve kuru havalarda korunması gerektiği konusunda uyararak şöyle diyor:
“Göz kapağı ve göz çevresindeki cilt ince ve kırışmaya en yatkın bölge olduğu için rüzgar, güneş ve karlı soğuk havalarda koruyucu, UV filtreli uygun bir gözlükle hem göz sağlığımızı hem de göz çevremizi korumuş oluruz. Ayrıca özellikle rüzgarlı havalarda gözümüzü kaçabilecek bir yabancı cisme karşı da koruruz. Bu nedenle koruyucu tedbir almak adına güneş gözlüğü kışın da kullanılmalıdır. Ancak kaliteli güneş gözlükleri tercih edilmelidir. Yeşil, mavi gibi soft renkler seçilmeli, filtresinin kaliteli olmasına dikkat edilmelidir.”
KAYAKÇILAR DİKKAT!
Kışın en çok tercih edilen spor dalı kayak. Çok keyifli bir spor dalı olmasına rağmen özellikle göz açısından bazı tehlikeler içeriyor. Kışın karlı havalarda kayak sporu yapanları saydam tabakanın kuruması ya da enfeksiyonu gibi etkiler bekliyor. Dr. Saltık riskler hususunda şunları söylüyor:
“Kuru hava, şiddetli yağış ve rüzgar kuru göz rahatsızlığını tetikler ve kornea sağlığını olumsuz etkiler. Uzun süre güneş gözlüğü kullanmadan kayak yapanlar ve dağcıları bekleyen bir başka tehlike de güneşe bağlı sarı nokta hastalığıdır. Sürekli çıplak gözle kara bakmak, kardan yansıyan UV ışınları nedeniyle , gözün makula( sarı nokta) bölgesinde bozulmaya yol açarak görme kayıplarına dek varan hasarlara yol açar. Bunun için de tek önlem koruyucu bir gözlük kullanarak kayak sporu yapmaktır.”
Kaynak: saglıkgündemi
Limon retinayı güçlendiriyor
Makarna ve pirinç de ölçülü tüketildiklerinde göz sağlığına iyi geliyor.
Makarna ve pirinç de ölçülü tüketildiklerinde göz sağlığına iyi geliyor.
Almanya’da yapılan bir araştırma kuşburnu, kivi, karnabahar, limon, mandalina ve şeftalinin retinayı güçlendirdiğini gösterdi.
Makarna ve pirinç de ölçülü tüketildiklerinde göz sağlığına iyi geliyor.
Kaynak : internethaber

