Cocuklarda Tirnak Yeme Alıskanligi nedenleri,Cocuklarda Tirnak Yeme Alıskanligi tedavisi
Uzmanlar, tırnak yemenin çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmesi ve mutlaka altında yatan sebeplerin tespit edilerek ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Sebepleri araştırılmalı
Üzüntü, gerilim, kaygı, öfke, korku, güvensizlik gibi duygular ve aile içi iletişim sorunlarının tırnak yeme davranışına neden olduğunu dile getiren uzmanlar,sorunun çocukluk ve ergenlikte sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.
Kendi başınıza önlem almayın
Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almaları önerildi. Ayrıca, ailelerin kendi başlarına alacakları biber, oje vb. maddeler sürme; çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma yöntemlerinin sağlıksız,
davranışı pekiştirici olduğu kaydedildi.
Bunlara dikkat!
* Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.
* Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir. Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.
* Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.
* Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.
* Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.
* Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.
* Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.
* Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır.
* Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir; çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
Çocuklarda Kalp Hastalıkları ve Tedavisi
Bebeklerde ve çocuklardaki kalp hastalıkları ya doğuştan olurlar ya da sonradan meydana gelirler. Çocukluk döneminde görülen kalp hastalıklarının çoğunluğunu doğuştan olan kalp hastalıkları meydana getirir. Yani bebek doğduğundan itibaren kalp hastalığı vardır.
Hastalığın cinsine göre bazen hayatın ilk saatlerinden itibaren ciddi bulgular ortaya çıkarken bazen de hiç fark edilmeden ileri yaşlara kadar gelebilirler.
Yaklaşık olarak her 125 canlı doğumdan birinde kalp hastalığı görülebilmektedir. Ülkemizde her yıl 12,000 civarında bebek bu kalp hastalıklarıyla dünyaya gelmektedir.
Doğuştan kalp hastalıklarının gerçek nedeni bilinmemektedir. Hamileliğin ilk aylarında geçirilen kızamıkçık veya diğer virüs enfeksiyonları, röntgen ışınları veya radyasyona maruz kalınması, annenin şeker hastası olması, hamilelikte alkol kullanılması ve özellikle ilk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar ile Down sendromu (Mongolizm) gibi bazı kalıtsal hastalıklar doğuştan kalp hastalıklarına sebep olabilirler.
Ailenin çocuklarından birinde doğuştan kalp hastalığı varsa yeni doğacak bebekte görülme riski normale göre iki kat daha fazladır. Yine yakın akraba evliliklerinde de risk artmaktadır.
Doğuştan kalp hastalığı olan bebekler emerken çabuk yorulurlar. Normalde 20 dk. olan beslenme süresi sık sık dinlendiği için daha uzundur. Solunum sıkıntısı burun ve kulak uçlarında yada dudaklarda morarma, kalbin hızlı çarpması yada takip eden aylarda kilo almama, bayılma veya sık solunum yolları enfeksiyonu gibi şikayetler varsa bebekte doğuştan kalp hastalığı olabileceği akla getirilmelidir.
Doğacak bebekte kalp hastalığı olup olmadığı hamileliğin 18-22. haftasından itibaren yapılabilen fötal ekokardiyografi ile öğrenilebilir. Her bebek doğar doğmaz dikkatlice muayene edilmelidir. Kalpte duyulan anormal sesler bir hastalık belirtisi olabileceği gibi hiçbir zararı olmayan masum üfürmeler de olabilir.
Çocuklarda sonradan meydana gelen kalp hastalıklarının ülkemizdeki en sık nedeni akut romatizmal ateştir. Beta hemolitik streptokok mikrobunun basit anjin (boğaz iltahabı) şayet iyi tedavi edilmezse bu çocukların bazılarında akut romatizmal ateş hastalığı meydana gelir. Dizlerde, ayak bilekleri veya kollarda ağrılı şişlikler oluşur. Bu arada kalp kapakçıkları da fark edilmeden hastalıktan etkilenir. İlginç olan eklemlerdeki tüm ağrılar ve şişlikler hiçbir sekel bırakmadan iyileşirken kalp kapakçıklarında ömür boyu sürecek ciddi bozukluklar meydana gelir.
Akut romatizmal ateş çoğunlukla 5?19 yaş grubundaki çocukları etkilemektedir. Korunmak için üst solunum yolu enfeksiyonları geçiren çocuklarda boğaz kültürü yapılması ve şayet Beta hemolitik streptokok mikrobu varsa bunun penisilin grubu ilaçlarla tedavisi yeterlidir.
Çocuklardaki kalp hastalıklarının tedavisinde ilaçlar ve cerrahi girişimlerden yararlanılır. Kasıktan yerleştirilen bir borucuk (kateter) yardımı ile ameliyat kesisi olmaksızın bazı basit kalp hastalıklarının düzeltilebilmesi mümkündür.
Günümüzde minik kalplerin hemen hemen tüm hastalıkları doğum sonrası ilk saatlerden itibaren cerrahi olarak düzeltilebilmekte ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Hastalığın cinsine bağlı olmak üzere bu çocukların çoğunluğu erişkin yaşlara gelerek aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilmektedirler.
Kaynak: florence.com
Cocuklarda zeka geriligi
Çocukta Geri Zekâlılık
İleri derecede geri zekâlıların zekâ kat sayıları 25ten aşağı olduğu için ilkokula başlayacak durumda olmadıklarından 1.sınıf öğrencileri arasında görülmezler. Zekâ kat sayıları 25ten yukarı olan geri zekâlılarla zekâ kat sayılar 50den yukarı olan geri zekâlıların öğrenim zorluğu yüzünden ilkokula geldikleri ve 1.sınıf öğrencileri arasında katıldıkları görülür.
Bunlardan zekâ kat sayıları 25–50 olanlar ilkokulu bitirme gücünde değildirler. Ancak zekâ kat sayıları 50den yukarı olan geri zekâlılar 3–5 yıl sınıfta kalma ile ilkokulu bitirebilirler. Bu bakımdan okullarda üzerinde önemli durulması gerekenler zekâ kat sayılar 50–74 ile 75–90 arasında olan ağır öğrenenlerdir.
Geri zekâlılarla ağır öğrenenler genel olarak yaşıtlarına göre beden ve hareketlerinde geridir.
Duyu organlarının duyarlılığı az, dil özürlüleri oldukça fazladır. Okuldaki başarıları soyut düşünme yetenekleri kavram geliştirmeleri, düşünceleri, açıklamaları, başkalarının düşüncelerine karşı ilgileri azdır. Dersteki başarıları geridir. Özellikle çok az konuşurlar. Pek azı ortaokula gelebilir.

cocuk ve zeka geriligi
Uyumsuzluğu sürükleyecek herhangi bir etmen olmadığı zaman toplumsal ve duygusal bozuklukları pek görülmez. Arkadaş edinebilir, kavgacı olmayabilir, disipline uyabilirler. Geri zekâlılar ile ağır öğrenenlerde cesaretsizlik, mutsuzluk ve korku halleri görülür. Suça yönelmeleri ve suç işlemeleri zekâlı öğrencilere oranla daha fazladır. Çevreye uyumda güçlük çekerler. Bu yüzden kişilik bozuklukları ve suç işlemeleri daha da artar. Eğitimlerinde başlangıç iyi yapabildiği takdirde bu çocukların kendi yaşamlarını kurtarabilecek sanat ve iş edinebilmeleri kolaylaşır.
Cocuklarda ishal, Cocuklarda ishalin nedenleri
ÇOCUK YAZ İSHALİ
Yaz aylarında etkeni belirsiz çocuk ishalleri sık görülür.Bunlara genel olarak çocuk yaz ishalleri denir..Şiddetli etkenin niteliğine ya da enfeksiyonun derecesine göre değişir. Birçok etken ve virüslerin ishallerde katkısı vardır.
Çocuk yaz ishalleri genellikle birden başlar. Genel bir kırgınlık, sıvı ve yarı sıvı dışkı çıkarma hızlı ilerleme ile belirgin bir hastalık niteliğindedir. Vakaların aşağı yukarı üçte biri oranında dışkıda mukus bulunur. Nadiren kan olur ishalin şiddeti ile orantılıdır. İşeme hissi karın ağrıları sık görülür. Beslenmenin bozulması yaz ishallerinin en önemli nedenini oluşturur. Bu zamanda çocuk çok su kaybeder. Çocuğun yitirdiği sıvının yerine konulmaması ileri derece sıvı kaybına neden olur. Ve hayati tehlikeye sokar.
Halk arasında ishalli çocuklara su verilmemesi gerektiği şeklinde yaygın bir kanı vardır. Aksine bol miktarda sıvı verilmelidir. Özel sıvı bir litre temiz suyun içersinde bir tatlı kaşığı şeker bir tatlı kaşığı tuz bir çay kaşığı da karbonat konularak hazırlanır. Bu çay ya da evde hazırlanacak başka meyve suları da olabilir. Bütün bunların amacı çocuğun yitirdiği elektrolit ve sıvıların yerine konulmasıdır. Yeterli sıvı verilmediği takdirde çocuğun ağzı, derisi kurur. Deri adeta lastik kıvamı alır. Karın derileri sıkılıp kaldırıldığında gerginliği olmadığı için bir süre hamur kıvamında kalır. Bu çocukta hayati tehlike olduğunu gösterir. Fazla su yitirdi ise, karın derisinin eski halini alması gecikir. Bu durumda çocuk hastaneye götürülerek sıvıların damar yolu ile tamamlanması sağlanır.
İSHAL VE İLAÇ
İshalde tehlike bağırsaklardan yitirilen su nedeni ile susuz kalması bunun sonucu olarak kalp yetmezliğinden çocuğun ölmesidir.
İshalde en önemli tedavi bağırsaklardan yitirilen suyun yerine konulması olur. Mümkün olduğu kadar Kolay emilebilecek miktarda su ve bazı minerallerin içilmesi ile ishalle ilgili sorunlar ortadan kalkar. İshal ilaçlarının içerisinde bol miktarda kil vardır. Kil bağırsaktan salgılanan suyu emerek ishalin durmuş olduğu kanısını uyandırır. Oysa bağırsaklarda su kaybı devam eder. Bu durumda çocukta ani ölümler bile meydana gelebilir. Bazı ilaçlarda bağırsakların hareketini durdurur. Buda bağırsakta biriken mikropların kana karışması sonucu zehirlenme meydana getirir. Bu nedenle çocuk ishalinde eczanelerden gelişi güzel ilaç alarak vermeyin. Çocuğu ölüme götürür.
Tedavi gerektiren ishallerden biri kolera öteki ise tifodur. Ki ilaçlarla evde tedavi etme imkânı yoktur. Bu hastalıklara yakalanmış çocuklar hastanede bir süre tedavi gördükten sonra iyileşirler.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
Cocuklarda nefes darligi belirtileri,Cocukta nefes darligi tedavisi
Çocukta Nefes Darlığı

Bazen acil hastalıklarda söz gelimi akciğer hastalıklarında ani başlayan nefes darlığı olabilir. Genellikle hastalığın diğer bulgular ile bulunduğundan nedeninin belirlenmesi kolaydır.
Oyunlar, koşmalar sırasında nefes darlığı görülür. Doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda bu olabilir. Anne, çocuğunu belirli bir oranın üzerinde hareket yaptırdığında, nefes nefese kaldığını ve tıkandığını görür. Birlikte morarma da varsa dolaşım sistemiyle ilgili bir rahatsızlığın araştırılmasında büyük yarar vardır.
Çocukta, astım hastalığı akciğerlerde iltihabi bir durumun sıvı birikimine yol açması yine akciğerlerde içerisi hava dolu büyük kislerin oluşması ve gerilim bozuklukları solunum sıkıntılarına neden olur.Bademcik iltihapları sonucu oluşan romatizma ayrıca eklem, kalp ve böbrek romatizmaları nefes darlığı meydana getirir. Kalp, idrar ve kan değerlendirmeleri ile hastalık belirlenir ve tedavi yoluna gidilir.
Çocukların hareketleri sırasında nefes darlığı ve tıkanıklıkların en önemli nedeni kansızlıktır. Demir eksikliğine bağlı ve diğer tip kansızlıklar bu tür yakınmalara yol açar. Gelişimle ilgili olarak göğüs yapısında bir takım bozukluklar göğüs içerisi çökük yada normal durumunu bozan hastalıklar da koşmalar sırasında nefes darlıklarına yol açar. Daha büyük çocuklarda psikolojik nedenli aşırı sorunun sıklığı da olabilir.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
cocuklarda Asiri Terlemenin 7 Ana Nedeni!
Çocuklarda Aşırı Terleme
Aşrı terleme nedenleri 7 madde altında sıralanabilir.
*Birincisi kanda şeker azlığı(şeker hastalığı) annenin ve şeker hastası babanın çocuklarında görülür.
*Epilepsi bulunan çocuklarda nöbetlerden önceki terlemeler.
*Bebek ya da çocukların aşırı örtünmeleri, kalın giydirilmesi ve mevsimlere uygun giydirilmemesi.
*Yapıları gereği fazla heyecanlı olmaları ve bu heyecandan dolayı aşırı hareketli, hiperaktif olmalarıdır.
*Bazı ateşli hastalıklarda görülen aşırı terleme nöbetleri.
*Akciğer veremi bu hastalığa bağlı olarak çocuklarda aşırı terleme ve susuzluk görüşebilir.
*Süreğen hastalıklar, aşırı terlemenin nedeni olarak sıralanabilir.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Cocuklarda kizamikcik hastaligi,kizamikcik belirtileri,kizamikcik tedavisi
Kızamıkçık

kizamikcik hastaligi
Hafif seyreden, çok bulaşıcı olan mikroplu hastalıktır. Çocuklarda önemli bir burgusu olmayabilir. Yetişkinlerde düşük ateş, baş ağrısı, halsizlik, bitkinlik, hafif nezle, gözlerde hafif yangılı bir başlangıç devresi gösterir. Kulak, baş veya boyun arkasında lenf düğümü büyümeleri olabilir. Enfeksiyonun hemen hemen yarısı herhangi bir döküntü yapmadan geçer. Özellikle kadınlarda eklem, diğer komplikasyonlar sık olarak meydana gelir.
Gebeliğin ilk üç ayında kızamıkçık geçiren kadınların çocuklarında %20–25 oranında doğuştan kızamıkçık hastalığı meydana gelir. Bebeklerin gözlerinde katarakt, kafaları küçük, geri zekâlı olur. Sağırlık bazı kalp ve damar bozuklukları, karaciğer ve dalağın büyümesi ile belirgin bir sarılık durumu gelişir.
Bir takım kemik bozuklukları da görülebilir. Kızamıkçığın kuluçka devresi 14–21 gün arasında değişme gösterir. Genellikle 18 gündür. Hamile kadınların kızamıkçık geçirmekte olan hastalar ile temas etmeleri hem anne hem de doğacak yavru için büyük tehlikedir.
Hastalığın başlamasından 1 hafta önce geçen 4 gün içerisinde bulaşıcı özelliği bilindiğine göre bu devrelerde özellikle döküntülerin başlamasından önceki 1 haftalık sürede kızamıkçık geçiren hastalar ile teması olan gebelerin çocuklarının alınması gerekmektedir. Çocuğun sakat kalma ihtimali çok yüksektir. Hastaneye başvurarak bebek aldırılmalıdır
Hastalık için kızamık, kızamıkçık, kabakulak karma aşısı kullanılır. 1 yaşına gelen çocuğa bu aşı yapılmalıdır. Ömür boyu süren bir bağışıklık ile üç hastalıktan da korunmuş olur.
Sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle.
www.saglikhakkindahersey.com
Çocuklarda miyopi hastalığı
Çocuklarda gizli tehlike olan miyopi nedir ve nasıl anlaşılır?
Miyopu nedir, kaç yaşında başlar, tedavisi nedir? Tüm bu soruların cevabını Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar açıklıyor.
Miyopi günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bir göz kusuru. İstatistiklere göre Avrupa ve Amerika’da toplumun %30-40′ı, Asya’da ise % 70-90′ı miyop.
Miyopi günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bir göz kusuru. İstatistiklere göre Avrupa ve Amerika’da toplumun %30-40′ı, Asya’da ise % 70-90′ı miyop.
Miyopi günümüzde lazerle tedavi ediliyor. Ama ilerlemesini durdurmak konusunda bilim maalesef o kadar fazla yol alamadı.
Miyopi neden olur?
Günümüzde göz kusurlarının oluşumunda kalıtımın ve çevresel etkenlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Miyoplarda göz küresi normalden uzundur. Aşırı okuma ve bilgisayar oyunu oynama gibi aktiviteler miyopiyi başlatan ve/veya artıran çevresel risk faktörleridir.
Miyopi kaç yaşında başlar?
Miyopi doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da (20 yaştan sonra) başlayabilir. Ama okul miyopisi adını verdiğimiz durum, 7-16 yaşları arasında başlar.
Anne- baba gözlük kullanıyorsa, çocukta da mutlaka göz bozukluğu olur mu?
Hayır, bu şart değildir. Ama genetik bir yatkınlık söz konusudur.
Çok ders çalışmaktan veya bilgisayar oyunlarından göz bozulur mu?
Genetik olarak miyopiye yatkın bir çocukta, sürekli yakına bakmak miyopiyi ortaya çıkarabilir.
Miyopinin zekayla ilişkisi olduğu doğru mu?
Pek çok çalışma, miyopların zeka katsayılarının (IQ), miyop olmayanlardan 7-8 puan daha fazla olduğunu göstermiştir. Ailelerde de benzer sonuçlar elde edilmiştir: Miyop kardeşlerin, olmayanlara göre zeka katsayısının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilmektedir: Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor, ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok vakit geçiriyor ve gözde miyopi oluşuyor. Miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuştur.
Gözlükler sürekli takılmalı mı? Takılmazsa ne olur?
Çocukluk ve ergenlik döneminde miyop gözlüklerin sürekli takılması önerilmektedir. Takılmazsa numaraların daha hızlı ilerleyeceği düşünülmektedir.
Numaraların ilerlemesini durdurmanın bir yolu var mı?
İlerlemeyi durdurmada kesin bir metod bulunamamıştır. Farklı çalışmalar, farklı sonuçlar göstermiştir. Kimi göz damlalarının miyopiyi yavaşlattığı iddia edilse de bu yönde yaygın ve kesin bir kanaat yoktur.
Numaralar kaç yaştakiler?
Genellikle 18 yaştakilerde etikili, İlerlemenin en fazla olduğu yaş dönemi kızlarda 9-10 yaş, erkeklerde 11-12 yaş arasıdır.
En erken kaç yaşında göz kusurları için lazer tedavisi olunabilir?
En erken 18 yaşında lazer tedavisi olunabilir ama son 1 yıl içinde numaralar sabit kalmış olmalıdır.
Doğru ve yanlış bilinenler
Yanlış- Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler. (Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalıdır.)
Doğru+ Ergenlik döneminde miyopi için gözlükler sürekli takılmalıdır.
Yanlış- Ergenlik döneminde kontakt lens kullanımı tavsiye edilmez. (Doğrusu: 11 yaşından sonra gençler kontakt lens kullanabilir.)
Doğru+ Çocuklarda yaş ilerledikçe hipermetropi azalır.
Yanlış- Yaş ilerledikçe miyopi azalır. (Doğrusu: Miyopi yaşla azalmaz.)
Kaynak : internethaber.com
Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri
Okul öncesi dönemi çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli dönemdir. Okul öncesi dönem çocuğun kişiliğinin temel yapısının oluşması açısından ayrı bir yere sahiptir. Çocuğun yaşamındaki insanlar arası ilişkilerin düzeyi, tepkileri, düşünceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya kötü huylar edinmesi bu dönemde belirlenmektedir.
www.saglikhakkindahersey.com sitenin doktorları
Çocukların gelişimlerini desteklemek amacı ile uzman ekibimiz tarafından mesleki teknikler kullanarak çocuğa ve aileye yönelik psiko-sosyal destekli çalışmalar yapılmaktadır.
*Kendi adına düşünebilmek ve karar verebilmek,
*Kendine karşı gerçekçi bir güven duygusu içinde olmak,
*Olumlu bir benlik değerini geliştirmiş olmak ve kendini sevmek,
*Gerçekçi bir çevre algısına sahip olmak (Örnek: Çevreyi düşmanca algılamamak),
*İletişim kurma ve geliştirme becerilerine sahip olmak,
*İstek ve ihtiyaçlarını uygun bir yer ve zamana kadar erteleyebilmek,
*Hataları ile yüzleşmekten kaçınmamak,
*Ben merkezci duygu, düşünce, davranış biçimini aşmak (Örnek: Sadece kendi isteklerini gerçekleştirme doğrultusunda davranmamak),
*Anlık ve tepkisel davranmak yerine duygu ve düşüncelerini muhakeme becerisini kullanarak ifade etmek,
*Sosyalleşme ile ilgili donanmış olmak (Örnek: Sıra kavramı, paylaşma v.s. ),
*Yaşına uygun sorumlulukları alabilmek.
Çocuklarımızın bu özellikleri kazanıp gelecekte sağlıklı bireyler olabilmeleri için onlarla etkili bir iletişim kurmalı ve onların fiziksel, ruhsal ve zihinsel gereksinimleri karşılanmalıdır. Bu açıdan okul öncesi eğitim olanaklarından yararlanıp, çocuklarımıza nitelikli ve yeterli zaman ayırabilir, sevgimizle onlara güven kazandırabiliriz.
Anaokulu Seçiminde Dikkat Edilecek Noktalar
Ana okulu seçiminde anne babaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.
3 – 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak çocukların yaşayarak öğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın öğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de anaokulu ve yuvaların çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir. Çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyen bir program hazırlanmalı ve bu program çocukların keyifle ve ilgilerini çekebilecek şekilde takip etmelerini sağlayacak bir içerikte hazırlanmalıdır. Çocukların var olan ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik değişik aktivitelerin sunulması önemlidir. Çocuklar hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de yeni ilgi alanları bulmalıdırlar. Öğrenirken eğitim hayatlarının temeli olan birlikte hareket edebilme, grupla birlikte karar alabilme, sıra bekleme, kendini grup içinde ifade edebilme, ihtiyaçlarını ifade etme, belirlenen kuralları öğrenme ve bu kurallara-sınırlara uyma gibi becerileri kazanmaları da önemlidir. Çocukların yaşlarına uygun olarak gerekli kavramları (renk, şekil, sayı vb), el becerilerini, sosyal becerileri öğrenmeleri evden çok yuva ortamında mümkün olmaktadır. Yuvada tüm bu bilgi ve becerilerin belli bir sıra ile öğretilmesi söz konusudur. Programın uygulanması aşamasında yuva personelinin deneyim ve eğitimleri de çok önemli olmaktadır. Anaokulunda daimi bir pedagog veya çocuk gelişimi konusunda deneyimli bir psikoloğun bulunması yuva seçiminde birinci koşul olmalıdır. Çocukların becerilerinin ve gelişimlerinin takibini yapabilmek ve olası bir aksaklıkta aileyi uyarabilmek çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü olası bazı problemler erken yaşta keşfedildiklerinde hızlıca çözümlenebilmekte aksi halde uzun yıllar süren, eğitim hayatını ve çocuğun sosyal hayatını etkileyen başka zorluklara dönüşebilmektedirler. Ayrıca her çocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilmekte bu sıkıntılar değişik şekillerde ifade edilmektedirler. Çocuklardaki bu belirtileri ve değişiklikleri dikkatle gözlemlemek ve başka bir problemin işareti olduğunu keşfedebilmek uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir. Ayrıca ailelerin çocukların eğitimi ve gelişimi konusunda ve uygun disiplin yöntemleri konusunda yönlendirilmeleri ve desteklenmeleri önemlidir. Bu nedenle de yuva personelinin pedagoji eğitimli olması büyük önem taşımaktadır. Temizlik ve fiziksel ortam zaten anne-babaların dikkat ettikleri ve fark etmekte zorlanmadıkları özelliklerdir. Burada da dikkat edilmesi gereken şey fizik ortamın nasıl düzenlendiğidir. Örneğin çocuklar hangi aktivite sırasında nerede bulunuyorlar? Bu ortamlar o aktivitenin rahatça gerçekleşmesi için uygun ortamları mı? (örneğin boya yapılan yerde zeminin halı olması hem çocukların rahatı hem de hijyen açısından uygun olmayabilir) Merdivenler ne kadar korunaklı? Bahçe ve bahçedeki oyun malzemeleri tüm çocukların kullanımına açık mı ve çocuk sayısına oranlandığında yeterli mi? Oyuncak çeşitliliği var mı? Hangi malzemeler kullanılıyor? Boyalar vs çocukların ağzına almaları durumunda zararlı olabilecek nitelikte mi? Oyuncaklar ve diğer eğitim malzemeleri gerçekten kullanılıyorlar mı? Serbest oyun zamanlarında ve bahçe saatinde çocuklarla ilgilenen personel sayısı da önemlidir. Çünkü çocuklar açık alanda daha hareketli olmakta ve zarar görme olasılıkları artmaktadır. Bu nedenle bahçe saatlerinde ve hareketli oyunlar sırasında normalde var olan öğretmen ve eğitimci sayısının takviye edilmesi önemli olmaktadır.
Çok önemli bir konu da sınıf mevcududur. Okul öncesi sınıflar 3 yaşta 10-12 civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda çocuk için tek öğretmen yeterli olmamaktadır. 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha üzerine çıkılabilir. Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda çocukların bir arada düzen içinde bulunmalarını sağlamak güç olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya çalışılacak bu da çocukların ihtiyaç duydukları rahatlık ve ilgi ihtiyaçları ile ters düşecektir.
Anaokulu Eğitmenlerinde Olması Gereken Vasıflar
Anaokulunda çalışan öğretmen, yönetici ve çocuklarla teması olan her türlü personelin pedagojik bir eğitimden geçmiş olması önemlidir. Çünkü çocuklar için yuva içinde gördüğü ve temas ettiği herkes ve her şey okulu temsil etmektedir. Benzer bir dilin kullanılması, ses tonunun çocukları rahatsız edecek şekilde kullanılmaması, güler yüzlü olunması, mümkün olduğunca bakımlı ve temiz bir görünümde olunması çocuklar için önem taşımaktadır. Özellikle öğretmenlerin çocukların duygularını anlamak konusunda yetenekli olmaları, empatik olmaları, problem çözme yeteneğine sahip olmaları, oyuna, dramatizasyona yatkın olmaları, kendi duygularını iyi ifade edebilmeleri, düzgün bir diksiyona sahip olmaları önemlidir. Ayrıca sürekli çocuklarla bir arada olmak en az çocuklar kadar oyunu ve oyuncağı sevmeyi gerektirir. Sadece psikoloji veya pedagoji eğitimi almış olmak anaokulu öğretmeni olmak için yeterli olmamaktadır. Anaokulu öğretmeni olacak kişinin, kişiliğinin de çocuklar gibi çoşkulu ve eğlenceli olması gerekmektedir.