Pellagra hastalığı
Pellagra deriyi bazen de sinir ve sindirim sistemlerini etkileyen bir tür yetersiz beslenmenin sonucu olabilir. Bu insanların bol miktarda mısır veya diğer nişastalı yiyecekleri yediği ama yeterli düzeyde baklagillerteda Pellagra; balık, yumurta, sebze ve diğer vücut geliştirici ve koruyucu yiyecekleri alamadığı bölgelerde rastlanan yaygın bir rahatsızlıktır.
Kaynak: saglikbilgileri.org
Suna Dumankaya Çillerde barbunya ile kurtulun
Çillerden kurtulmanın formülü:
100 Gr. beyaz barbunyayı geceden ıslatın. Ertesi gün de, bir litre suyun içinde kaynatın. Pişince iyice süzün. Elde ettiğiniz barbunya suyunu en az beş gün boyunca çillerinize ve lekelerinize sürün. Kullanmadığınızda, buzdolabında muhafaza edin. Bu formül çillerinizi ve lekelerinizi azaltacak, renklerinin açılmasını sağlayacaktır.
Suna Dumankaya
Kaynak: xprodoksit.com
Derideki lekeler, lezyonlar
Pigmente lezyonların değerlendirilmesi, kansere dönüşme potansiyeli ve görünümü bozmaları nedeniyle özellik gösterir. Erken dönemde tanısının konularak tedavinin planlanması önemlidir. Cildin pigmente lezyonlarında asimetri, renk değişikliği (alacalı, mor, mavi,kırmızı, kahverengi karışımı),sınır düzensizliklerinin olması ve büyümesi cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirir. Doğuşta mevcut olan dev kıllı nevüsler maliğn tranformasyon açısından yüksek risk taşır ve çıkarılması gerekir.
Günümüzde artan ultraviyole riski ile cilt kanseri sıklığı da artmaktadır. Cildinizde iyileşmeyen, sınırları düzensiz, devamlı kanayan yaralar mevcutsa en kısa zamanda plastik cerraha başvurunuz.
İyi huylu deri tümörlerinden olan damar kaynaklı (hemanjiyom,lenfanjiyom) deri lezyonları doğumda mevcut olabilir veya ilk aylarda farkedilebilir.Hemanjiyomların %90′ ı on yaşına kadar gerileyip kaybolabilir.Ancak bazı damarsal lezyonlar kanamaları ile hayatı tehdit edici veya göz kapağı, ağız çevresi yerleşimi ile lokalizasyon problemi yaratırlar. Bu tür lezyonların çıkarılması veya küçültülmesi gerekir. Port-wine stain (şarap lekesi) ve gerilemeyen çilek hemanjiyom gibi damarsal kökenli lezyonlar lazer tedavisi ile soldurularak, bir kaç seansta giderilir.
Döğmelerin çıkarılması dermabrazyon(cilt törpüleme) veya lazerle yapılır.
Kaynak: uzunhayat
Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu Doğal Vitiligo Tedavisi
YULAF SAMANININN MUCİZEVİ ETKİSİ İLE VİTİLİGO TEDAVİSİ
Halk arasında ala olarak bilinen derideki beyazlanmaya tıp dilinde vitiligo denilmektedir. Hastalık, pigment eksikliğinden kaynaklanır. Bazı bilimadamları sebebin kalıtımsal olabileceğini veya bu rahatsızlığa otoimmün (bağışıklık) sistemin neden olabileceğini savunmaktadır. Özellikle ellerde, kollarda ve yüzde görülen bu deri rahatsızlığı, genital bölgelerde de olabiliyor. Beyazlanmanın olduğu bölgelerde bulunan tüy, saç veya kıllar da dökülebiliyor. Genel bir kural Yulafolmasa da, saç derisinde vitiligo varsa, o bölgedeki saçlar da beyazlaşmaktadır.
Ala olarak bilinen bu hastalıkla ilgili yaptığım araştırmalarda yulaf samanının (Avena sativa) iyi bir çözüm getirdiğini gördüm.
Önemle vurgulamak istediğim bir nokta şudur: Vitiligo’ya ilk yakalananlar derideki beyazlanmanın veya beyaz lekelerin güneş ışığına çıkarak kaybolacağını (güneş ışığı altında yanarak beyaz bölgelerin koyulaşacağını) zannederler. Bu görüş kesinlikle yanlıştır. Vitiligo’ya karşı hazırlanan kür en etkili sonucu rahatsızlığın görüldüğü ilk yılda verir.
Güneş olumsuz etkiler
Vitiligo, aksine güneş ışığı altında daha hızlı ilerleme, yayılma ve dağılma gösterir. Güneş ışığı özellikle yaz aylarında vitiligo üzerinde olumsuz etki yapar. Eğer, tedavi edilmez ise yaş ilerledikçe de artış ve yayılma gösterir.
Ala hastalığı olanlara, öğünlerinde normal beyaz veya kepekli ekmek yerine mısır ekmeği tüketimini alışkanlık haline getirmelerini tavsiye ederim. Çünkü, mısır ununda, ala hastalığını önleyici birkaç tane etkin madde bulunmaktadır. Hatta, hamur tatlılarının yapımında da normal un yerine mısır ununu kullanmaları önemli bir önleyici destek oluşturmaktadır. Mısır ununun vitiligo üzerinde hem önleyici hem de yayılmasını durdurucu rolü vardır. Vitiligo şikâyeti olanların kahve tüketiminde ölçülü olmaları gerekir.
Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde yulaf samanının gücü mükemmeldir diyebilirim. Çoğu zaman yulaf samanını bulmak zordur. Bundan dolayı buğday veya arpa samanı ile aynı sonucu almak mümkün mü diye sorular soruluyor. Ne yazık ki, yulaf samanının yerini, bilinen hiçbir saman dolduramaz.
Yulaf samanındaki scopoletin, içeriğindeki en önemli etkin maddelerden bir tanesidir. Scopoletin aynı zamanda antibacterial (bakteri yok edici), antiinflammatory (inflamasyona – iltihap- karşı), antiseptic (antiseptik), bronchorelaxant (bronş rahatlatıcı), antiasthmatic (astıma karşı), antibronchoconstrictor (bronş açıcı, bronş gevşetici), cancer preventive (kanser önleyici) özelliklere de sahiptir.
Scopoletin’in bütün bu özelliklerini destekleyen, işlevini artıran en az beş tane yardımcı etkin madde daha vardır. Örneğin, yulafın içerdiği proline ve pyridoxine maddeleri de antiasthmatic (astıma karşı) özelliği olan maddelerdir. Scopoletin etkin maddesi havuçta, dolmalık biberde ve kerevizde yeterli miktarda bulunmaktadır. Ancak yulaf samanındaki kadar fonksiyonel ve de etkin değildir. Yulaf samanının bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde nasıl kullanılacağı günün küründe verilmiştir.
GÜNÜN KÜRLERİ
Ala (vitiligo) hastalığına karşı
Üç tutam (yaklaşık 15 gram) yulaf samanını kaynamakta olan 1 litre suyun içine atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Ilıdıktan sonra süzünüz. Lekelerin olduğu bölgeye en az 5 dakika uygulayınız (pamuk kullanabilirsiniz). Parmak uçlarınızla lekelerin olduğu bölgeleri hafif hafif bastırmadan yarım dakika oğuşturunuz. Daha sonra tekrar 5 dakika etki ettiriniz. 5 dakikalık etki ettirme süresi tamamlandıktan sonra en az 2 saat ellerinizi yıkamayınız. Bu işleme lekeler kaybolana kadar haftada 3 kez devam ediniz. Tüm bu işlemlere başlamadan önce ellerinizi 2-3 dakika ılık suyun içerisinde yumuşatmanız daha etkili olur.
Kesinlikle kullanılmış olan yulaf samanı suyunu ertesi ve daha sonraki günler için kullanmayınız. Her defasında taze olarak hazırlanması ve kullanılması gerekir. Yulaf samanı suyunu hazırladıktan, süzdükten ve ılıdıktan hemen sonra uygulayınız. Yulaf samanı suyunu bir kaba alıp ellerinizide 5 dakika daldırabilirsiniz. Hazırlanan yulaf samanı suyunun, üzerinden 10 saat geçtikten sonra haricen veya dahilen hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir.
Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı
Bir tatlı kaşığı dolusu yulaf samanını kaynamakta olan bir bardak suya atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Üç hafta boyunca haftada 2 çay bardağı içilir. Üç haftadan sonra şikâyetin seyrine göre devam edilir. Her içim için yulaf samanı suyunu taze hazırlamak şarttır. Kesinlikle 10 saatten fazla beklemiş yulaf samanı suyunu haricen veya dahilen kullanmayınız.
KOAH ve yulaf samanı
Tıp dilinde, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı olarak bilinen ve kısaca KOAH olarak adlandırılan bu rahatsızlıkta yulaf samanı kürü yardımcı ve destekleyicidir.
DİKKAT
Yulaf samanı kürünü uygulamadan önce ona karşı alerjiniz olup olmadığına dair test yaptırınız. Kullanılacak yulaf samanının yeşil olarak kurutulmuş olma şartı vardır. Güneş altında sarardıktan sonra toplanmış yulaf samanı amaca uygun değildir.
Kaynak: xprodoksit.com
Çağın Hastalığı; Geç Gelen Sivilceler!
Sivilceler, artık ileriki yaşlarda da sıkça görülüyor. Uzmanlar geç başlangıçlı aknelerin mutlaka araştırılması gerektiğini söylüyor.
Ergenlik döneminin doğal bir sorunu olarak görülen sivilceler, aslında ergenlik sonrasında da aniden ortaya çıkabiliyor ve hayli baş ağrıtabiliyor. Geç başlayan akneler’in özellikle kadınların korkulu rüyası olduğuna dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uyarıyor: Akne, uzun süreli ve sabır isteyen bir tedavi süreci gerektirir.
İlaçlar aknelerin şiddetine ve nedenine göre düzenlenir. Aknelerden kalan izler ise cilt soyma işlemi yani peeling’le silinir. Peeling işlemi sonrasında akne izleri azalırken, aynı zamanda cildiniz solgun görünümden kurtulur, daha parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır.
Dr. Gökhan Okan, sözlerine şöyle devam etti: “Çoğunlukla derin yerleşimli ve ağrılı nodüller şeklinde kendilerini belli ederler. Genellikle ağız çevresi, yanaklar, çene altı ve boyunda yerleşir. Geç başlayan aknelerin nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Hormonal bozukluklar, yanlış kullanılan kozmetikler, stres, gıdalar ve bazı ilaçlar,buna neden olabilecek sebeplerdir.
Ani başlangıçlı akne, bazen hormonal bir bozukluğun bulgusu olabiliyor. Dr. Okan, “Özellikle geç ortaya çıkan akneleri olan kadın hastalarda, yumurtalık, böbrek üstü bezi ve tiroit bezi hastalıkları buna sebebiyet verebilir. Bazen steroidler, sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar gibi ilaçlar cildin yağ dengesini bozarak geç başlayan akne gelişmesine neden olabilir” dedi.
Kozmetiklerin de geç başlangıçlı aknelerin oluşmasına neden olabilecek bir diğer sebep olduğunu açıklayan Okan, özellikle yağlı kozmetik ürünlerin, gözenekleri tıkayarak, akne gelişmesine neden olduğunu bildirdi.
- Akneleri sıkmayın.
- Makyajla uyumayın.
- Hormonlarınıza baktırın.
- Tonik kullanın.
- Yüksek glisemik indeksli besinlerden uzak durun.
- Omega 3 ve omega 6 kullanın.
- Sütün light olanını için.
- Şüpheli gıdaları kesin.
Kaynak: hastane.com.tr
Geç gelen sivilcelere dikkat!
Ergenlik döneminin doğal bir sorunu olarak görülen sivilceler, aslında ergenlik sonrasında da aniden ortaya çıkabiliyor ve hayli baş ağrıtabiliyor! ‘Geç başlayan akneler’in özellikle kadınların korkulu rüyası olduğuna dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uyarıyor:
Akne, uzun süreli ve sabır isteyen bir tedavi süreci gerektirir. İlaçlar aknelerin şiddetine ve nedenine göre düzenlenir. Aknelerden kalan izler ise cilt soyma işlemi yani peeling’le silinir. Peeling işlemi sonrasında akne izleri azalırken, aynı zamanda cildiniz solgun görünümden kurtulur, daha parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; ergenlik sonrası başlayan akneler, neden geliştikleri ve nasıl tedavi edildikleri konusunda bilgiler verdi:
Akne yani halk arasındaki söylenişiyle sivilce; ergenlik çağının doğal bir sorunu gibi düşünülse de aslında ergenlik sonrasında da ortaya çıkabilir ve hayli baş ağrıtabilir! Nitekim son yıllarda cilt hastalıkları hekimlerine ergenlik sonrası başlayan akne nedeniyle başvuran hasta sayısı giderek artmaktadır. Ergenlik akneleri, bazen ileri yaşlara kadar devam ederken, 20’li yaşların ortasında ani başlayan akne şikayetleriyle de karşılaşılabiliyor. Dermatologlar bu tip akneleri ‘geç başlangıçlı akne’ olarak kabul etmektedir.
Geç başlayan akneler, kadın hastalarda daha sık görülür. Çoğunlukla derin yerleşimli ve ağrılı nodüller şeklinde kendilerini belli ederler. Genellikle ağız çevresi, yanaklar, çene altı ve boyunda yerleşir. Geç başlayan aknelerin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal bozukluklar, yanlış kullanılan kozmetikler, stres, gıdalar ve bazı ilaçlar, aknelerin ortaya çıkmasına neden olabilecek sebeplerdir.
SU BAZLI KOZMETİKLER KULLANIN
Ani başlangıçlı akne, bazen hormonal bir bozukluğun bulgusu olabilir. Özellikle geç ortaya çıkan akneleri olan kadın hastalarda, yumurtalık, böbrek üstü bezi ve tiroit bezi hastalıkları buna sebebiyet verebilir. Bazen kullanılan bazı ilaçlar (steroidler, sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar), cildin yağ dengesini bozarak geç başlayan akne gelişmesine neden olabilir.
Kozmetikler de geç başlangıçlı aknelerin oluşmasına neden olabilecek bir diğer sebeptir. Özellikle yağlı kozmetik ürünler, gözenekleri tıkayarak, akne gelişmesine neden olmaktadır. Yağlı saç kozmetikleri; saçlarda ve alın hattında akne gelişmesine sebebiyet verebilir. Akneli cilde sahip olan kişilerin yağsız, su bazlı, non-komedojenik ibaresi bulunan kozmetik ürünleri tercih etmeleri gerekir. Makyaj mümkün olduğunca az yapılmalı, gece yatmadan önce çıkarılmalıdır.
SİVİLCE İZLERİNİ PEELİNG’LE SİLİN
Aknelerin sıkılması, o bölgelerde leke ve iz kalmasına neden olabilir. Lekelerin ve izlerin düzelmesi, aknelere göre çok daha zordur. Akne izleri iki çeşittir. Hipertrofik skar dediğimiz akne izleri; deride kaşıntılı, kırmızı ve deri yüzeyinden kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Deriden çökük, çukur şeklindeki akne izleri ise atrofik skar olarak isimlendirilir.
Cilt soyma işlemi (peeling); akne izlerinin silinmesinde uygulanan etkili bir yöntemdir. İzin derinliğine göre yüzeysel ya da derin peeling işlemi yapılır. Meyve asitleriyle yapılan peeling yüzeysel akne izlerinde tercih edilir. Daha derin izlerde orta peeling işlemi faydalıdır. Yara iyileşme süresi yüzeysel peeling yöntemine göre daha uzundur. Kişinin peeling sonrası güneşten kaçınması gerekir. Üçer haftalık ara periyotlarda meyve asitli peeling işlemi tekrarlanır. Daha derin izlerde uygulanan orta peeling işlemi altı ayda bir tekrarlanabilir. Peeling işlemi sonrası akne izlerinde azalmanın yanında ciltte parlak bir görünüm kazanılmış ve aknelerden kalan lekelerde de hafifleme sağlanmış olur.
AKNENİN ŞİDDETİNE GÖRE İLAÇ
Akne, uzun süreli tedavi gerektiren bir hastalıktır. Kullanılacak ilaçlar aknenin şiddetine göre düzenlenir. İlaçlar etkisini en erken 2-3 ay sonra göstermeye başlar, bu yüzden hastaların bu konuda sabırlı olması gerekir. Hafif şiddetteki akneler dıştan sürülen antibiyotik içeren kremlerle tedavi edilirken, orta şiddetteki akneler ise ağızdan kullanılan antibiyotikler ve hormon dengesini düzenleyici özelliği olan doğum kontrol hapları önerilir. Özellikle mens (adet) dönemlerinde aknelerinde artma tarif eden hastalarda doğum kontrol hapları en etkili tedavi seçeneğidir.
Şiddetli aknelerde ise yüksek doz A vitamini tedavisi önerilir. Bu tedavi, gebe kalma riski olan kadın hastalarda önerilmez. Dermatoloji uzmanının kontrolünde tedavi yapılmalıdır. Periyodik kan tetkikleriyle ilaç dozu düzenlenmektedir.
MAKYAJLA UYUMAYIN YAĞLI SÜT İÇMEYİN
- AKNELERİ SIKMAYIN: Kesinlikle aknelerinizi sıkmayın! Aknelerin sıkılması, o bölgelerde leke ve iz kalmasına neden olacaktır.
- MAKYAJLA UYUMAYIN: Mümkün olduğunca az makyaj yapın, gece yatmadan önce mutlaka temizleyin.
- HORMONLARINIZA BAKTIRIN: Akne şikayetlerine ilaveten adette düzensizlik ve tüylenme artışı yakınmanız varsa, hormonal kökenli akneleriniz olabileceğini unutmayın.
- TONİK KULLANIN: Cildinizi akneli ciltler için uygun olan temizleyicilerle günde iki defa temizleyin. Cildi çok yağlı olanlar, temizlemenin ardından, yağlanma baskılayıcı özelliği olan toniklerle tedaviyi devam ettirmeli.
- YEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN: Beslenmenize dikkat edin! Gıdalar aknenin tek nedeni olmasa da akneyi alevlendirici sebep olabilmektedir. Akneli hastalar yüksek glisemik indeksli gıdalardan uzak durup, düşük glisemik indeksli gıdaları tercih etmeli.
- DOĞRU YAĞI KULLANIN: Omega 3, omega 6 tüketimini arttırın. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, soya yağı, deniz ürünleri bu açıdan yoğun gıdalardır.
- YAĞLI SÜTTEN UZAK DURUN: Akne üzerinde diğer etkili olan gıda çeşidi yağlı süt ürünleridir. Yağlı süt ürünleri hormon içeriklerinden dolayı akneleri alevlendirebilir. Süt ürünlerinin yarım yağlı olanlarını tüketmeye özen gösterin.
- ŞÜPHELİ GIDALARI KESİN: Şüpheli gıdalarla aknelerinde artma tarif eden hastalar o gıdalardan uzak durmalı.
Kaynak: saglikplatformu
Yüz Gerdirme Diyeti
Dr. Nicholas Perricone’un 3 günlük yüz gerdirme diyeti kırışıklıklarla mücadele etmek için. Aynı zamanda 2 kilo vermek de mümkün. Diyette güne aç karnına içeceğiniz iki bardak su ile başlıyorsunuz. Ayrıca gün içinde 2-2 buçuk litre su içmeniz gerektiğini de unutmayın.
SABAH
- 3 yumurta beyazı ve bir yumurta sarısı ile yapılan omlet. Veya 110-170 gram arası ızgara somon.
- İnce bir dilim kavun ya da yarım fincan kırmızı taneli meyve (böğürtlen, frambuaz, çilek, vb.)
ÖĞLE
- Yemekten önce iki bardak su.
- 110-170 gram arası ızgara somon, konserve ton balığı veya zeytinyağlı sardalye balığı.
- 1 kase zeytinyağı ve limonlu yeşil salata.
- İnce bir dilim kavun ya da kahvaltıdaki gibi çeyrek çorba kasesi kırmızı taneli meyve.
AKŞAM
- Yine aynı miktarda somon.
- Aynı miktarda yeşil salata.
- Bir fincan buharda pişmiş brokoli, kuşkonmaz ya da ıspanak.
- Yine aynı miktarda kavun ya da kırmızı taneli meyve.
Kaynak: mucize-iksirler.com
Suna Dumankaya Pamuk eller için
2 adet limonun suyunu sıkarak içine 50 gram gliserin, 30 gram badem yağı, 30 gram kokulu kolonya ve 2 yemek kaşığı pudra koyarak iyice karıştırın.
Hazırladığınız bu karışımı bir cam şişede saklayın.
Bu karışımıdan ellerinize sürdükten sonra poşet geçirerek 15 dakika bekletin.
Kaynak: mucize-iksirler.com
Benleri Aldırmak Zararlı mıdır?
Çevremdekiler “aldırmayın kansere döner” diyor. Ayrıca benlerin erkeği, dişisi varmış. Dişi ise ürermiş. Bu doğru mu? Benlerin kökü varmıdır? Alınınca tekrar çıkar mı?
Benler çeşitli nedenlerle alınması gerekebilir. Görünüşü kişinin hoşuna gitmeyebilir, kötü huylu bir lezyona dönüşmüş olabilir veya kötü huylu bir lezyona dönüştüğü şüphesi vardır. Benin yakınında, ufak ufak başka benler çıkıyorsa, rengi değisiyorsa, üzerinde kanayan, kapanmayan bir yara çıkmışsa, ben son zamanlarda büyümeye başlamışsa veya kaşıntılıysa bir uzmana danışmak gerekir.
Kişi, benin alınmasını estetik yönden istiyorsa benin estetik kurallarına göre çıkarılması ve dikişin estetik prensiplerine uygun atılması gerekir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
Benlerin erkeğinin olduğu, dişisinin olduğu, alındığı zaman üremesi gibi inançlar ise tamamen söylentidir. Benler ciltteki bazı tip hücrelerin bir bölgede toplanması ile oluşmuş cilt lezyonlarıdır. Pigment içerikleri genellikle fazla olduğundan koyu renklidirler. Benlerin erkeği, dişisi olmaz. Uygun şekilde çıkarılırsa tekrarlamaz, üremez veya çıkarıldığı halde kötü bir şeye dönüşmez. Tam aksine eğer benin kötü huylu (kanser) olduğu süphesi varsa vakit kaybetmeden çıkarılması gerekir. Benlerin kökü yoktur, tamamen ciltte yerleşmiş lezyonlardır.
Şayet bir benin kötü huylu bir lezyona dönüştüğü şüphesi varsa uygun şekilde çıkarılmalı ve incelenmek üzere patoloji laboratuarına gönderilmelidir
Kaynak: genelsaglikbilgileri
Kimyasal peeling ile yepyeni sağlıklı bir cilde kavuşun
Kimyasal peeling deriyi canlandırmak, gençleştirmek, sivilce ve izlerini, ciltte istenmeyen lekeleri gidermek, görünüşünü iyileştirmek için deriye bazı solüsyonların uygulamasıdır. Peeling uygulaması cildin yıpranmış, tazeliğini ve parlaklığını kaybetmiş üst tabakasının soyulmasını ve dökülmesini sağlayarak ve derinin daha alt tabakalarında yeniden bir yapılanma sürecini başlatıp; kollajen sentezlenmesini uyararak daha genç ve sağlıklı homojen bir derinin ortaya çıkmasını sağlar.
Peeling tedavisinde deriye, yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan bir solüsyon uygulanır. Çok sayıda kimyasal peeling ajanı olmakla birlikte en sık kullanılanlar glikolik asit, alfa hidroksi asitler (AHA), triklosetik asit (TCA), salisilik asit, jesner solüsyonu ve kombinasyonlarıdır.
Peeling işlemi ile;
- Gözaltı ve ağız çevresindeki ince kırışıklıklar
- Güneş ışınlarının ve kalıtsal faktörlerin neden olduğu yaşlılık belirtileri, kırışıklıklar
- Sivilce ve izleri
- Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri, çiller, doğum kontrol ilaçlarının ve gebeliğin neden olduğu lekelerin tedavisinde de oldukça etkili bir yöntemdir
Solüsyon seçimi tamamen hastaya ve tedavi edilmesi beklenen şikayete bağlı olarak değişmektedir.
Sivilce tedavisinde önce sivilceye neden olan siyah ve beyaz komedonlar (noktacıklar) temizlenir ve ardından solüsyon uygulanır. Tekrarlayan peeling işlemi hem sivilceler hem de sivilcelerin neden olduğu izlerin tedavisi sonderece başarılı bir şekilde sağlanır.
Leke tedavisinde yine seçilen peeling solüsyonu yüzde bir kaç dakika bekletilir ve nötralize edilir. Leke tedavisinde tedaviye eklenen leke açıcı kremlerle birlikte homejen daha pürüzsüz bir cilt elde etmek mümkündür.
Cilt gençleştirmede esas deri altında yalancı bir yanık uyarısı oluşturmaktır. Bu gerçek bir yanık değildir sadece deri altındaki onarım mekanizmalarını harekete geçirmek için bir uyarandır. Bu uyaranla deri altında onarım mekanizması tetiklenir ve deriyi daha genç ve diri tutan kollojen ve elastik liflerin yapımı tetiklenir. Böylece ciltte bir dirileşme ve gençleşme; üst derinin hafif soyulmalasıyla da daha homojen, pürüzsüz, canlı parlak bir cilt oluşur. Uygulama yüz dışında boyun ve ellerede yapılabilir.
Peeling işlemi son derece kısa süren bir işlemdir. Deri yağlarından arındırldıktan sonra seçilen peeling solüsyonuna ve uygulamanın derinliğine bağlı olmak üzere yüzde bekletilen solüsyon nötralize edilir ve işlem sonrası iyileştirici, yatıştırıcı bir krem ve güneş koruyucu uygulanarak işlem sonlandırılır.
İşlem sonrası normal günlük yaşama hemen dönülebilir. İşlem sonrası doktorun önerdiği tedaviler ve güneş koruyucullarla tedavi tamamlanır. Peeling yöntemi deneyimli hekimler tarafından yapıldığında sonderece efektif ve başarılı sonuçlar vermektedir.
Amerikan Hastanesi
Dermatoloji Kliniği
Dr.Ayfer Aydın
Kaynak: saglikplatformu
